 |
Destek Hattı |
 |

0 535 725 86 00
istanbulkoltuktamiri,istanbul koltuk tamiri,koltuk tamiri,koltuktamiri,koltukyüzdeğişimi,koltukyüz değişimi,çekyet makas tamiri,çekyatmakastamiri,kanepemakastamiri,kanepe makas tamiriSERVİS BÖLGELERİMİZ,Adalar Koltuk tamiri ,Arnavutköy Koltuk tamiri,Ataşehir Koltuk tamiri,Avcılar Koltuk tamiri ,Bağcılar Koltuk tamiri ,Bahçeliever Koltuk tamiri ,Bakırköy Koltuk tamiri ,Başakşehir Koltuk tamiri ,Bayrampaşa Koltuk tamiri
,Beşiktaş Koltuk tamiri ,Beykoz Koltuk tamiri ,Beylikdüzü Koltuk tamiri ,Beyoğlu Koltuk tamiri ,Büyükçekmece Koltuk tamiri ,Çatalca Koltuk tamiri ,Çekmeköy Koltuk tamiri ,Esenler Koltuk tamiri ,Esenyurt Koltuk tamiri ,Eyüp Koltuk tamiri ,Fatih Koltuk tamiri
,Gaziosmpaşa Koltuk tamiri ,Güngören Koltuk tamiri ,Kadıköy Koltuk tamiri ,Kağıthane Koltuk tamiri ,Kartal Koltuk tamiri ,Küçükçekmece Koltuk tamiri ,Pendik Koltuk tamiri ,Sancaktepe Koltuk tamiri
,Sarıyer Koltuk tamir,Silivri Koltuk tamiri ,Sultanbeyli Koltuk tamiri ,Sultangazi Koltuk tamiri ,Şile Koltuk tamiri ,Şişli Koltuk tamiri ,Tuzla Koltuk tamiri ,Ümraniye Koltuk tamiri ,Üsküdar Koltuk tamiri ,Zeytinburnu Koltuk tamiri,Maltepe Koltuk tamiri
|
MOBİLYANIN TANIMI ve TARİHÇESİ MOBİLYANIN TANIMI Anlam olarak mobilya veya
mobilye (İtalyanca mobilia; Fransızca mobilier), oturulan yerlerin süslenmesine
ve türlü amaçlarla donatılmasına yarayan eşyadır. Bu tanımlamadan da
anlaşılacağı gibi, mobilya, işlevsel değeri ile mekanın kullanışlığını
etkileyen, estetik değeri ile de mekanın güzel ya da çirkin görünmesini,
yaşadığımız veya çalıştığımız mekanların sıcak, sevimli ve renkli bir ortam
haline gelmesini sağlayan, kısaca sanat ve tekniği birleştiren bir üründür.
Mobilya denilince ilk akla gelen ahşap mobilyadır. Özellikle, masa, dolap,
karyola, komedin, kitaplık gibi konut donatılarında, çeşitli büro donatılarında,
okul sıra ve masalarında çoğunlukla ahşap malzeme kullanılmaktadır. Günümüzde
mobilya yapımında çelik, alüminyum, cam ve plastik gibi diğer malzemeler
kullanılmaya başlanmış ise de halen ahşap malzeme bu konuda popülaritesini
sürdürmektedir. Kolayca işlenebilmesi, birbirlerine kolayca birleştirilebilmesi,
direncinin yüksek oluşu, eskidiğinde kolayca değiştirilebilmesi, boyanabilmesi
gibi özellikler, ağaç malzemenin mobilya yapımında daha fazla tercih edilmesinin
ana nedenleridir. Mobilya, piyasada "kahverengi eşya" olarak anılmakta olup,
tüketici talebi sınıflandırmasında "dayanıklı tüketim malları" kategorisine
girmektedir. MOBİLYANIN YAŞAMIMIZDAKİ YERİ İnsan yaşamı çeşitli mekanlar içinde
geçmektedir. Bu mekanlar yapılış amaçlarına uygun olmalı, kullanıcısına gerekli
konfor düzeyini sağlamalıdır. Mekan içindeki ısı, ışık, ses, renk, koku gibi
fiziksel etmenler ve donatı öğeleri, kişi gereksinim ve eylemlerine göre dengeli
bir biçimde kurulmalıdır. Duvar, kolon, kapı, pencere gibi yapısal bileşenler
kadar donatı, aksesuar gibi mekansal öğeler de mekan oluşturmada çok etkili rol
oynar. Donatı renk ve dokusunun seçimi ile birlikte, bunların mekan içindeki
yoğunluk ve organizasyonu, o mekanın yaşanabilirliğini, olumlu ya da olumsuz
yönde etkileyebilmektedir. Mimar tarafından oluşturulan mekanın kullanışlı
olabilmesi için tüm yapısal konforların yanı sıra donatı-mekan ilişkisi iyi
kurulmalıdır. Mekanlar çoğunlukla kullanıcılar tarafından donatıldıklarından, o
mekanın yaşanabilirliği bir anlamda kullanıcı kontrolundadır. Mekan ne kadar iyi
düzenlenirse, o derecede kullanışlı olur. Donatıların seçimi, yoğunluğu ve
mekansal organizasyonu, mekan kullanışlılığını etkileyen önemli faktörler
arasındadır. Mekanlar düzenlenirken, mekan içinde yeterli derecede ferahlık
sağlanmalıdır. Odadaki eşya ne kadar düzenli olursa o kadar ferah
algılanacaktır. Ferahlık ve büyüklük ayrı kavramlar olduğu ve boş bir odanın
ferah olarak değerlendirilemeyeceği göz önüne alınmalı, ferahlığın ancak işlevin
gerektirdiği eşya düzeni ile anlam kazanacağına dikkat edilmelidir. Eşya düzeni
kadar renk düzeni de ferahlık üzerinde etkilidir. Eşyaların hantal, yüksek ve
koyu renkli olanlarına kıyasla, küçük boyutta, hafif görünüşlü, yere yakın ve
açık renkli olanları, kapladıkları hacim ve ışık yansıtıcı özelliklerinden
dolayı ferah görünmeye yardımcı olabilirler. Renklendirmede mekanın bütünlüğünü
bozmamak gerekir. Donatıların birbirleriyle ve yapı elemanlarıyla olan uyumu da
göz önüne alınmalıdır. İnsanların yaşadığı toplumsal kesim, onların beğenilerini
de belli ölçüde etkilemektedir. Özellikle donatı seçimi, tutum, ekonomik durum
ve sosyal alışkanlıklara dayanan bir olaydır. Ekonomik yanı bir tarafa
bırakılırsa, her insanın tutum ve davranışları kendine özgü bir değer taşımakta,
kişiden kişiye farklılaşmakta ve beğeni gruplarını da etkilemektedir. İnsan
zevkleri eğitim farklılıklarına ve kültür seviyelerine göre değişmekte, meslek
grupları arasındaki farklılıklar bile donatı seçimine yansımaktadır. Rasgele
gözlemler dahi, bir mimar ile bir tüccar ya da öğretmen evlerinin çok farklı
biçimlerde döşenmiş olduğunu göstermektedir. Mekanlar ve donanım, yaşayanların
düşüncelerini, duygularını, görüşlerini yansıtır ve yaşamlarını biçimlendirir.
Kişi yaşadığı mekanı kendi zevkine göre donatır, dolayısıyla kendi kişiliğini
donatı seçimine yansıtır. Mekanın görsel algılanması üç algılama türünün
bütünleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bunlar: *Işık algılaması, *Mekansal
organizasyon algılaması, *Renk algılaması. Yapılar, mimar tarafından
tasarlanırken mekan algılamasına etki eden tüm bu etmenler göz önünde
bulundurulmalıdır. Yapı elemanları ile birlikte sabit ve hareketli donatılar da
düşünülmeli, mekan organizasyonundan renk ve dokusuna kadar her şey
belirtilmelidir. Mekan oluşturulurken, kullanıcının zevkine göre belirli bir
esneklik vardır. Çeşitli bölücüler, duvar, perde, dolap ve diğer donatılar buna
olanak sağlayabilir. Sürekli bir koşuşturma ve monotonluğun söz konusu olduğu
günümüz yaşantısında, konut içinde monotonluk esnek donatılarla bozulabilmekte
ve bu donatılar çok amaçlı kullanılabilmektedir. Bir fiziksel konumun kolay ve
çabuk değiştirilebilmesi, devingen donatı, kolay değişen duvarlar, perdeler vb.
gibi nesnelerle tasarlanması, kişilere kolaylık sağlar. Donatıların mekana
yerleştirilmesi, birbirleriyle olan ilişkisi, renk, doku, biçim vb. unsurlar
mekanın değişik şekillerde algılanmasına neden olur. Mekanlar insanlar için
oluşturulduğuna göre bir anlamda huzur ve refah ortamı olmak durumundadırlar.
İçinde yaşanılan mekanlar insana mutluluk verebilmeli, rahatlık ve güzellik ön
planda olmalıdır. Geleneksel Türk evlerinde dış mekana olduğu kadar iç mekana da
önem verilmiştir. "Oda" konut içinde geçebilecek her türlü eylemi
barındırabilecek niteliktedir. Donatıların portatif olması, mekanın çok amaçlı
kullanılabilmesine olanak sağlamaktadır. Aynı mekanda oturma, yatma, yemek yeme
ve temizlik eylemleri gerçekleştirilebilmektedir. Kısaca, Türk evinde oda
kavramı birçok işlevle yüklü olup, sabit ve hareketli donatılar bu işlevleri
yerine getirebilecek şekilde seçilmiş ve kullanılmıştır. Günümüz konutlarında
mekanlar, içinde geçecek eylemlere göre bölünmüştür. Bir yemek odasında sadece
yemek yeme eylemi gerçekleştirilmekte, dolayısıyla mekanlar o eylemlere olanak
sağlayacak şekilde döşenmektedir. Örneğin, bir dinlenme mekanında donatıların
rahat oturulabilir ve gerektiğinde uzanmaya elverişli olması gerekmektedir.
Oturma düzleminin zemin etkisinden korunacak ve diz bükümünü karşılayacak kadar
yükseltilmesi, omurgaya gelen baş ve kol yüklerinin başka yerlere aktarılması,
dinlenmek için şarttır. Düz bir zemine oturmak dinlenme konforu açısından
yetersizdir. Oturulan düzlemin kan dolaşımını kolaylaştıracak bir yumuşaklıkta
olması, omurgadaki basıncı azaltmak için sırtın bir yere dayanması kol
ağırlıklarının kolçak, yastık gibi bir elemana aktarılması gerekmektedir. Bunu
karşılayacak elemanlar bağdaş kurulan sedirden başlayarak günümüz teknolojisinde
yaratılan çok çeşitli kanepelere kadar gelmiştir. Bir mekanın çok pahalı,
abartılı ve gösterişli donatılara sahip olması, o mekanın estetik değerini
etkilememekte, güzel olmasını sağlamamakta, aksine çirkin olarak
değerlendirilmesine neden olmaktadır. Örgütlenme de mekanın estetik değerini
yükselten bir boyut olarak görülmeyip, çok ferah, kullanışlı, geniş, düzenli,
kısaca iyi örgütlenmiş mekanlar çirkin, sıradan, sevimsiz ya da boş olarak
algılanabilmektedir. Ferahlık veya genişlik, mekan içinde bir güzellik ölçütü
değildir. Ferah mekan, yerine göre güzel olabilmekle birlikte, her zaman güzel
olarak algılanmayabilir. Aynı alandaki farklı biçimde döşenmiş yaşama
mekanlarının güzel ya da çirkin olarak değerlendirilmesi, mekandaki donatıların
seçimi ile doğrudan ilgilidir. Diğer faktörlerle birlikte, donatının stil,
biçim, renk, doku ve malzemesi, o mekanın genel efekti üzerinde çok etkili
görülmektedir. Donatıda güzellik ön planda tutulmalı, dolayısıyla donatılar çok
iyi bir biçimde ve bilinçli olarak seçilmelidir. ERGONOMİ (İŞBİLİM) Ergonomi,
çalışmanın metotlu bir şekilde düzenlenmesi ve hem makinaların, hem de donanımın
çalışan insanın yatkınlıklarına göre hesaplanması amacıyla yapılan inceleme ve
araştırmaların tümüdür. Ergonomide belli bir amacı gözetmek, hareket, çevreyle
etkilenme ve bütünlük gibi nitelikler vardır. Ergonomi ikinci dünya savaşından
sonra insanın daha rahat, daha başarılı olabilmesi için yakın çalışma çevresinin
standartlarını yükseltmeye yönelik araştırmaların yapıldığı, psikoloji,
fizyoloji ve sosyal bilimlerin ara kesitine oturan disipIinlerarası bir uğraş
alanı olarak ortaya çıkmıştır. Bu dalın öncüleri olan İngiltere ve ABD'de,
özellikle 1960'lar sonrasında çok önemli gelişmelere neden olacak sonuçlar elde
edilmiştir. İlk uygulamaları 1940'lara dayanan ergonominin (işbilim)
başlangıcından günümüze kadar üç değişik felsefesi olmuştur. Önceleri
"insanların makinalara uydurulması" düşüncesi savunulmuş, tüm olanak ve
düzenlemeler bu temele dayandırılmıştır. Daha sonraki dönemde insan yönlü görüş
açısı önem kazanmış ve "makinaların insanlara uydurulması" biçiminde, ilk
düşüncenin tam karşıtı ele alınmıştır. Zamanımızda insan-bilim anlayışı egemen
olup, "sistem yönlü" görüş hakimdir. Sistem yönlü işbilimsel tasarımların
konusu, insan makine bileşimlerinin bir optimuma ulaştırılması, karşıtlıkların
özgün yer ve zaman koşullarına bağlı biçimde çözümüdür. Ergonomi ya da
dilimizdeki deyimiyle işbilim, ülkemizde oldukça kısa bir geçmişe sahiptir. Son
yıllarda endüstri tasarımlarında ergonomi oldukça sık kullanılan bir sözcük
olmasına karşın ülkemizde, Batıdaki gelişmelerin hızını takipte güçlükler
çekilmektedir. İnsanın özellik ve yeteneklerinin araştırılması, ergonominin en
başta gelen görevlerindendir. Bu araştırmalar iş ve insanın birbirlerine uyum
sağlaması için gerekli olan koşulların yerine getirilmesinde yardımcı olur.
İnsanın değişken koşullar altında hangi zorlamalara maruz kaldığını ve özel
yeteneklerini en iyi nasıl kullanabileceğini bulmak ve araştırmak ergonominin
görevidir. Orman ürünleri endüstrisi de, gerek ahşap mobilya tasarımı, gerekse
yapıların iç düzenlemeleri açısından ergonomiyle yakından ilgili olup, ergonomik
ilkelere uymak zorundadır. Donatı veya mobilya insana uygun tasarlanmamışsa,
insan vücudunun zarar görmesi kaçınılmazdır. Ergonomi konuları arasında
özellikle donatı tasarımı başlığı altında kullanılan malzemenin önemi fazladır.
Ahşap malzeme her zaman tasarımcıların ilgisini çekmiş, beğenisini kazanmıştır.
Tarih boyunca ahşabın mobilya tasarımındaki önemi ve yeri bellidir. Gerek renk,
gerekse doku açısından ahşap malzemenin özellikleri, kullanıcıların her zaman
tercihlerine neden olmaktadır. İnsanlar doğal malzemeye psikolojik olarak daha
olumlu bakmaktadırlar. Ayrıca, insanla çevresi arasında söz konusu olan ısı
alış-verişi, ahşap malzeme tarafından dengeli bir biçimde yapılmakta, bu da
ahşabın kullanıcılar tarafından daha sıcak olarak tanımlanmasına ve ahşabın
ergonomi açısından daha fazla önem kazanmasına imkan vermektedir. Eski Mısır'a
kadar gidildiğinde görülür ki ahşap donatılar gerek antropometrik ve gerekse
estetik açıdan toplumların bugün ulaştığı standardı o zamanlarda sağlamışlardır.
Bunun insanoğlunun başarısı kadar, ahşabın verdiği imkanlarda aramak gerekir.
Ergonomi açısından mobilyadan beklenenlerin tümü, ahşabın sahip olduğu
özellikler tarafından karşılanabilecek niteliktedir. MOBİLYANIN TARİHÇESİ
Mimarlık sanatından soyutlanması mümkün olmayan mobilya sanatının zamanımızdan
binlerce yıl önce başladığını kanıtlayan örneklere bazı ülkelerdeki müzelerde
rastlanmaktadır. İnsanoğlu tarafından, önceleri rahat oturmak için ağaçtan ve
taştan yapılan mobilyalar, diğer sanat dallarında olduğu gibi, mimarinin bir iç
donatım aracı olarak, antik çağdan günümüze kadar evrim geçirmiş; her ülkede
olduğu kadar, aynı ülkenin ayrı sanatkarları arasında da değişik yapım tarzları
ve modeller ortaya çıkmıştır. Gereksinimlerin çoğalması, yapım alet ve
makinalarının icadıyla da mobilya stil ve modellerinin gelişmesi hızlanmış,
sanatkarlar kendilerine özgü bir estetik, beceri ve düşünme kavramlarını
mobilyaya aksettirmişler, yaşadıkları çağın yaşayış tarzı ve sanat üslubunu
yansıtmışlardır. İLK ÇAĞ MOBİLYA (ANTİK DÖNEM) SANATI İlk çağ sanatı, yaklaşık
MÖ. 4000 yıllarında başlamakta ve Batı Roma İmparatorluğunun çöküş tarihi olan
MS. 476 yılına kadar sürmektedir. Mısır, Mezopotamya, Anadolu, Yunan ve Roma
uygarlıklarının eserlerini simgeleyen bu çağ antik dönem olarak da
adlandırılmaktadır. 1.1 Mısır Mobilya Sanatı (MÖ. 2700-1075) Günümüze kalabilen
ilk mobilya örnekleri Eski Mısır'da görüldüğünden Mısır sanatı çok önemlidir.
Mısır uygarlığından çok sayıda ahşap mobilya ve aracın kalmasının nedeni,
kullanılan ahşap malzemenin kuru çöl ikliminde bozulmamasına bağlanabilir. Eski
Mısır uygarlığı, Eski Krallık (MÖ. 2700-2200), Orta Krallık (MÖ. 2050-1785) ve
Yeni Krallık (MÖ. 1557-1075) dönemlerine ayrılarak incelenmektedir. Eski
Krallığın başlarında önceleri basit yapılı, kare ayaklı, kemer destekli,
genellikle deri ile kaplı katlanır tabureler, sonraları ve Orta Krallık
döneminin başlarında yatak ve divanlardan esinlenilmiş, arkası parmaklıklı veya
papirüs sapı ile örülmüş, boğa ve aslan ayaklı sandalyeler, işlenmiş ağaç
malzemeden lifler ile bağlanmış kaba yapılı yataklar, tuvalet kutuları mobilya
olarak kullanılmıştır. Yeni krallık (MÖ. 1557-1075) döneminde ise malzemeler
özenle işlenmeye başlanmış ve ayaklarda aslan, fil, leopar motifleri ile boğa
ayağı şekilleriyle süslemeye önem verilmiştir. Yeni krallık döneminin sonlarına
doğru sandalye yapımı çok gelişmiş ve günümüzün oturma mobilyalarına benzer
sandalye ve koltuklar yapılmıştır. Eski Mısır'da dolap ve komodin gibi mobilya
türleri bilinmemektedir. Mobilya konstrüksiyonlarında bağlayıcı ve hareketli
aksesuar olarak önceleri basit pimler, daha sonra ise basit menteşeler ve
çiviler kullanılmış; geniş tablalar dar parçalardan kinişli, kavelalı ve yabancı
çıtalı olarak hazırlanmış, zıvanalı, kırlangıç kuyruğu geçmeli ve gönye burun
birleştirmeler yaygın olarak uygulanmıştır. Ağaç malzemedeki kusurlar yamanmış,
çatlaklar özel macun ile doldurulmuş, yüzeyler boyanmış, kaplama kullanılmış ve
lüks mobilyalarda abanoz ağacına altın ve gümüş ile kakmalar yapılmıştır.
Rendenin bilinmediği, bunun yerine kumtaşından yararlanıldığı bu dönemde
marangozluk aracı olarak keser, balta, yaylı matkap, keski, tokmak, uç testere
ve ağaçtan yapılmış tornalar, ahşap malzeme olarak da akasya, akçağaç, ılgın,
ardıç, sedir ve servi kullanılmıştır. 1.2 Mezopotamya Mobilya Sanatı (MÖ.
4000-700) Fırat ve Dicle nehirleri arasında bulunan bölgede Sümerler, Akadlar,
Elamlar, Asurlar büyük uygarlıklar kurmuşlardır. Bu uygarlıkların mobilya ve
eşyaları çok süslemeli olmalarına karşın, Mısır sanatındaki kadar dengeli ve
uyumlu değildir. Ayrıca ahşap malzeme fazla kullanılmamış, metal aksesuarlara
daha fazla önem verilmiş olup, bu bölgede yapılan arkeolojik kazılarda çok
sayıda heykel ve süs eşyası elde edilmiş, insan figürlerine, bronz kelepçelere,
sarmal metal süslere, mobilya ayaklarında aslan pençesi ve kozalak şekillerine
rastlanmıştır. 1.3. Anadolu Mobilya Sanatı (MÖ. 700-500) MÖ. VIII. Yüzyılda İç
Anadolu platosunda 200 yıla yakın hüküm sürmüş olan Frigya krallığına ait
Gordion Kral mezarında 1300 yıllarından itibaren devam eden kazılarda çıkarılan
çok sayıdaki eşya arasında ağaç mobilyalar da vardır. Kral mezarından çıkarılan
mobilyalardan masa ve sehpaların tablaları cevizden, ayakları şimşirden (buxus
sempervirens L), kakmalar ise güzel kokulu ardıçtandır (juniperus foetidissima
wild) yapılmıştır. Yatakların platform ve uzantıları sedir (cedrus libani loud),
köşe blokları porsuk (taxus baccata l.) taşıyıcılar ise porsuk ve şimşirdendir.
Ağaç mobilyalarda bağlantılar aynı cins ağaçtan yapılan kavelalarla yapılmıştır.
Mobilyada fonksiyon ve estetik birlikte düşünülerek sarı, sert ve yoğunluğu çok
fazla olan şimşir ağacının dayanıklığının yanı sıra, onunla çok güzel kontrast
oluşturan koyu renkli ceviz, ardıç ve porsuk kullanılmıştır. Kakmaların güzel
kokulu ardıçtan yapılması hem güzel koku saçmakta, hem de böceklenmeyi
önlemektedir. Üç ayaklı masaların ayakları kavislidir. Şimşir üzerine yumuşak
ağaç ardıçtan kakma yapılması da dikkat çekicidir. Yatakların sedir ağacından
yapılmasının nedeni, kokusu ile parazit saldırılarına engel olmasındandır. 1.4
Yunan Mobilya Sanatı (MÖ. 450-192) dikkat çekmektedir. Yapılan kazılara,
resimlere ve Homeros'un İlyada ve Odessa destanlarından elde edilen bilgilere
göre Eski Mısır sanatının etkisinde kalan Yunan mobilyaları, tabure, masa,
sandalye, yatak gibi oturma, yatma amaçlı genellikle basit, sıradan eşyalardır.
Mobilyada ahşap malzemenin yanı sıra metal, özellikle bronz kullanılmıştır.
Yunan mobilya sanatında üç ayaklı sehpalar, arkalıklı sandalyeler ve altın
işlemeler önemli olup, özellikle sandalyelerdeki ölçü, oran ve biçimler günümüz
sandalyelerine benzemektedir. 1.5. Roma Mobilya Sanatı-Kuvvet Çağı (MÖ. 500 -MS.
450) Bu dönemin esas mobilya tipleri olan yatak-divan, sandalye, masa ve küçük
sandıklara ek olarak duvar dolapları da gelişmiştir. Açılıp kapanabilir
tabureler, geniş divanlar, geniş ve uzun kolların dayanabildiği koltuklar önem
kazanmıştır. Karyolanın ayakucu ile baş yastığı kaldırılmış, uyuma dışında
oturma, dinlenme ve yemek amaçları için de kullanılmıştır. Örülmüş koltuk
kullanılmakta ise de bugüne kadar örnek kalmamıştır. Ayakları tornalanmış ve
kakmalar yapılmış masalar sadece yemek amacı için kullanılmış, diğer zamanlarda
kanepenin altına sürülmüştür. Tornalı ayakların Mısır mobilyalarından başlıca
ayrıcalığı, yivlerdeki daralmanın kırılma inceliğine yaklaşması, böylece mobilya
hantallıktan kurtulmasıdır. Biklinium adı verilen iki kişilik yemek kanepeleri
kalabalık törenlerde, bir tarafı servis için açık bulunmak üzere masanın üç
yanına konmuştur. Eski Yunan ve Roma'da eşyaların çoğu duvarlara asıldığından
büfe, vitrin, dolap türünden mobilyaya rastlanmamakta, Orta çağın başlarına
doğru raflı, kapaksız büfeler görülmeye başlamaktadır. Roma sanatı Yunan
sanatının bir uzantısı olup, aynı süsleme biçiminden ayrılmamıştır. Mobilya
kasaları genellikle ahşap, metal ve taş süslemeli, ayaklar gümüş ve fildişi
kakmadır. Mobilya yapımında tunç ve bronz da kullanılmıştır. Roma mobilyası Roma
sanatının farklı ülkelerde değişik biçimde uygulanmasından oluştuğu için bir
üslup bütünlüğü göstermez. Aşırı süsleme anlayışı mobilyaya da yansımış ve her
mobilya anıtsal bir görünüm almıştır. 2 -ORTA ÇAĞ SANATI - ROMAN VE GOTİK DÖNEM
(MS. 476-1550) Roma sanatının devamı Roman sanatı ile bunu takip eden dinsel
etkilerin ağır bastığı ve çağa daha çok damgasını vuran Gotik Sanatı olmuştur.
Bunun yanında Bizans'ta, Arap ülkelerinde, Anadolu'da ve Uzakdoğu ülkelerinde de
mobilya ile ilgili örnekler görülmüştür. Ortaçağ, Doğu Roma İmparatorluğunun
Yıkılışı (1453) ile son bulmasına rağmen, Gotik sanatı bir süre daha etkisini
sürdürmüş ve Rönesans ile yeni bir sanat anlayışına yerini bırakmıştır. 2.1.
Bizans Mobilya Sanatı (MS. 527-1025) Bizanslıların mobilya sanatı, Roma
sanatının bir devamı olup, daha sonra Doğu sanatının etkisi de görülmektedir.
Mobilya biçimleri oldukça basit olmakla beraber, Doğu sanatının etkisinde
kalması nedeni ile çok süslü bir görünümdedir. 2.2. Türk Mobilya Sanatı (MS.
1000-1400) Antik çağda kurulan Mezopotamya devletlerinde ve Hititlerde olduğu
gibi, mobilya örneklerine fazla rastlanmamaktadır. Türk devletlerinden özellikle
Gaznelilerde (X-XII yüzyıl) dekoratif sanatlar çeşitlenmiştir. Selçuklularda
ağaç malzemeden yapılan eserler arasında titizce işlenmiş oyma ve kakmalı
mihrap, minber, rahle, kapı ve pencereler görülmektedir. İnsan ve hayvan resim
ve şekilleri yerine çiçek ve geometrik motiflere yönelinmiştir. En karakteristik
motifler birbirini kesen üçgen ve yıldızların oluşturduğu geometrik
süslemelerdir. Osmanlıların son dönemlerine kadar masa, sandalye, büfe, komodin
gibi mobilya türlerinin geniş kullanımı görülmemiştir. Daha çok alçak sedirlere
oturulmuş, yer sofralarında yemek yenmiş ve duvarların üst kısımlarına dizilmiş
yarı kapalı raflar, ağaç malzemeden yapılmış gömme dolaplar kullanılmıştır. 14.
Asırda Osmanlılarda Edirnekarı (Edirne işi mobilya) adı verilen değişik
karakterde mobilya yapımına başlanmış, , özellikle sandık, rahle, kavukluk,
yüklük kapakları ve tavan gibi ağaç malzeme üzerine boyalar ile süsler ve
çeşitli motifler yapılmıştır. Yeni çağın başında Osmanlı saray ve konaklarında
batıdan ithal edilmiş mobilyalar yer almıştır. Ortaçağ Arap Sanatında da
mobilyaya az rastlanmakta, Endülüs'te arabesk süslemeli bazı kanepeler, alçak
masalar ve duvar rafları görülmektedir. 2.3. Roman Mobilya Sanatı (MS.
1000-1250) Roman sanatı , Roma sanatının Batılı Hıristiyan Latin ülkelerce
benimsenmiş bir aşamasıdır. Daha çok dini etkilerin ağır bastığı bu döneme ait
zamanımıza kadar kalan mobilya sayısı çok azdır. Kalanlar ise genellikle kilise,
saray ve şatolardadır. Bu nedenle konutlarda kullanılan mobilyaya pek
rastlanmamaktadır. Konut içindeki mobilyalar dört ayaklı masa, bank, sandalye,
açılıp kapanır tabure ve divan ile sınırlıdır. Konut mobilyaları basit ve
kullanım amacına yöneliktir. Ağaç malzemenin işlenmesinde balta, testere, keski,
matkap, çekiç ve XII yüzyıldan itibaren de rende kullanılmaya başlanmıştır.
Mobilyalar ağır, büyük ve şatafatlıdır. Tahtalar üst üste konup demir bantlar ve
çiviler ile tutturulmuş, son zamanlarında ise çeşitli birleştirme şekilleri
kullanılmıştır. Aşırı süsleme eğilimi nedeniyle mobilyalar fonksiyon amacını
aşacak şekilde süslenmiş ve anıtsal bir görünüş almıştır. Roman mobilya sanatı,
farklı ülkelerde değişik biçimlerde uygulandığı için bir üslup bütünlüğü
göstermemektedir. Bu dönemde ağaç malzeme olarak, Kuzey Avrupa'da meşe, Orta
Avrupa'da ibreli odunlar, İtalya, Fransa ve İspanya gibi Akdeniz ülkelerinde ise
ceviz ile kayın kullanılmaktadır. 2.4. Gotik Mobilya Sanatı (MS. 1250-1550)
Ortaçağın en belirgin stili olan Gotik sanatında yapılan oturaklı ve sağlam
masif mobilyalarda, ağaç malzeme çok bol kullanılmıştır. Kalın torna ayaklar,
kızak, kayıtlar ve masif tabla Gotik stilin taşra mobilyası sembolüdür. Bu
dönemin mobilyaları, Roman sanatı döneminde kullanılan, sandalye, bank, masa,
sandık ve kilise dolapları dışında okuma rahleleri, açılıp kapanır masalar ve
dolaplardır. Mobilya üretiminde bugün kullanılan marangozluk el aletleri basit
şekilde kullanılmış, 1322 yılında Ausburg'da hızarın bulunması ile tahtalar daha
kolayca işlenebilmiştir. Ağaç malzemenin birleştirme ve konstrüksiyon
şekillerinin 15. yüzyıldan itibaren gelişmesi, hızarlarla ince tahtaların elde
edilebilmesiyle, Gotik dönemi mobilyası daha hafif, zarif ve zengin duruma
gelmiştir. Mobilyalarda bugün alışılmış birleştirme şekilleri uygulanmış olup,
Güney Almanya ve Alp bölgesinde masif ve çerçeve konstrüksiyon tarzı, kuzeyde
ise ızgara konstrüksiyon daha yaygındır. Ağaç malzeme olarak her ülkenin yerli
ağaç türleri kullanılmakta ise de, en çok kullanılan ağaç türü meşe olup, bu
nedenle Gotik mobilya çağına Meşe Çağı da denmektedir. XIV. Yüzyılın sonlarına
doğru Avrupa'daki Rönesans hareketi etkisiyle Gotik tarzı gerilemeye
başlamıştır. 3 - RÖNESANS MOBİLYA SANATI - RÖNESANS DÖNEMİ (MS. 1500-1600)
Rönesans Mobilya sanatı yaklaşık bin yıl süren ortaçağın derebeylik düzenine,
ekonomik yapısına ve dine dayalı katı kültürel tutuma duyulan tepkiden
doğmuştur. Bu dönemde bir ölçüde antik sanata dönüş görülürse de, ölçülerde ve
süslemede zarafet ve denge bulunmaktadır. Rönesans döneminde her ülkede kendi
bölgesel özelliklerine göre birbirinden oldukça farklı stiller geliştirmiştir.
Rönesans'ın kaynağı olan İtalya'da mobilyada hızlı bir gelişme görülmüş, daha
çok doğu süslemeciliğine dayanan oyma ve kabartma önem kazanmış, dolap
kapaklarına yağlı boya ile gerçek bir tablo değeri taşıyan resimler yapılmış,
marangozluk ikinci plana itilmiştir. Felemenk Rönesanssında çok ince ve nefis
oyma işçiliği, İspanya'da Arap motiflerini Rönesans sanatıyla bağdaştırma
çabası, Almanya'da ise daha yalın ve sağlam konstrüksiyona dayalı yapıtlara
yönelinmiştir. İngiltere'de Rönesans sanatı II. Henry stili diye adlandırılan ve
bol geometrik motiflere ağırlık veren bir özellik göstermektedir. Bu dönemde
meyve ağaç türleri kullanılmıştır. Yeni ve iyileştirilmiş el aletleri ile
özellikle çeşitli rendeler ile köşelerde birleştirilen parçalara şekil verilmesi
kolaylaşmış, XVI. yüzyılın başlarında kaplama kesme makinasının bulunması,
kaplama tekniğinin gelişmesini sağlamıştır. 100 yıl kadar süren Rönesans dönemi
sonunda özellikle Avrupa'nın Katolik ülkelerinde dinsel konuları etkileyici bir
şekilde yansıtan, tümüyle eğri çizgilere ve bol figürlü biçim anlayışına dayanan
Barok sanatı doğmuştur. 4 - BAROK VE ROKOKO MOBİLYA SANATI (MS. 1600-1780) 4.1.
Barok Mobilya Sanatı (1600-1720) Rönesans dönemi sonunda, yani XVI. yüzyılın ilk
yarısında özellikle Avrupa'nın Katolik ülkelerinde dinsel konuları etkileyici
bir şekilde yansıtan, tümüyle eğri çizgilere ve bol figürlü biçim anlayışına
dayanan Barok sanatı doğmuştur. Barok sanatı daha çok sarayın mutlakıyetçi
tutumunun abartmalı bir ürünüdür. Rönesans'ın yüzeyde ince süslemeciliğine
karşı, Barok'un amacı şaşırtmak ve göz kamaştırmaktır. Barok mobilya sanatının
başlıca özelliği üst görünüşlerde genellikle dairesel dönüşlü köşeler, ön ve yan
görünüşlerde iç ve dış bükey yüzeyler, çok süslü ve kıvrımlı oymalar olarak
özetlenebilir. Barok sanatı Avrupa'nın Katolik ülkelerinde kolayca benimsenmiş,
Fransa'da ise sosyal ve kültürel nedenlerle bir süre gecikmeyle, sadeleşerek,
sarayın eğilimine dönük, kralların adları ile anılan Louis'ler dönemine
geçilmiştir. XII. Louis stili mobilya, gerçek Louis stillerine bir geçiş
dönemidir. XIII. Louis stili, barok sanatının Fransa'da yeni bir anlayışla
şekillenmesidir. Bu akım büyük ölçüde İtalyan ve daha sınırlı olarak İspanyol
Rönesanssından etkilenmiştir. Kapılara arabesk oymalar yapılmış, tavanlar
çoğunlukla ceviz ağacı ile kaplanmıştır. Mobilya genellikle ağaç malzemedendir.
Yatak tavanları sarmal ve tespit ayaklı sütunlar üzerine yerleştirilmiştir.
Dolaplar, motiflerle süslü çekmecelere bölünmüştür. Bu dönemde kabine ve
konsollar ilgi gören mobilya türlerindendir. İlk olarak elbise asılabilen dolaba
da bu dönemde rastlanmaktadır. Barok mobilya sanatını temsil eden asıl stil, XIV
Louis (1638-1715) dir. Bu stildeki belli başlı özellik, oturma mobilyasındaki
ayakların eğmeçli, arkalıkların yanlarda düz, üstte çoğunlukla simetrik taçlı,
köşelerinin yuvarlak oluşudur. Ayakların üst kısmı kabartma yaprak oymalıdır.
Kayıtların oymasında bazen simetri görülmemektedir. Arkalıkları yuvarlak okuma
koltukları yaygındır. Yüksek arkalıklı koltuklar, kolçaksız sandalyeler ve
tabureler bu dönemde yaygınlaşmıştır. En çok kullanılan ağaç türleri ceviz ve
meşedir. 4.2. Rokoko Mobilya Sanatı (1729-1780) Barok (XIV. Louis) ile Rokoko
(XV. Louis) stili arasında "Regence stili" geçiş dönemini oluşturmaktadır.
Rokoko üslubu ilk olarak Fransa'da XV. Louis döneminde benimsenmiştir. Rokoko,
karışık ve dolambaçlı çizgiler, kabartmalı yüzeyler, derin oymalar, canlı ve
kontrast renkler ile göz kamaştıran bir üslup olarak mobilyaya yansımıştır.
Duvarlar çok ince oymalı lambriler ile kaplanmıştır. Mobilya yüzeylerine gül
ağacından kakma çiçek süsleri, lake üzerine boya ile uzak doğu konuları
işlenmiştir. Karyolaların yanına komodin, tuvalet masası ve değişik boyda
masalar konulmaktadır. Kolçakları kumaşla kaplı divanlar, berjer koltuklar,
merkiz ve şezlonglar bu dönemde ortaya çıkmıştır. 1750 yıllarına doğru Osmanlı
denilen sedirler, iki başuçlu hasır örgülü kanepe-divanlar (turkuvaz) moda
olmuştur. XV. Louis stili mobilyanın özellikle koltuk ve sandalyeleri günümüzde
de çok beğenilen ve uygulanan tiplerdir. Ölçü, biçim ve süsleme bakımından son
derece dengeli ve uyumlu görünüşü bulunmaktadır. Rokoko stili mobilyada oyma,
kabartma ve taçlar simetrik olup koltuk, kanepe, sandalyelerde oturma ve arkalık
yüzeyleri için özel kumaşlar dokunmuştur. Ayaklar eğmeçli ve kenarları
fitillidir. Ayak sırtları çoğunlukla yaprak ve bazen de çiçek kabartmalıdır.
Kayıtlar, ayak eğmeci ile köşe yapmadan geniş bir yayla birleşir. Ön ve yan
kayıtların ortasında simetrik taçlar bulunur. Kolçaklar üç yönden de eğmeçlidir.
Kolçak üstleri hafif dolgulu olarak kumaşla kaplanmıştır. Arkalıklar yanlarda ve
üstte uyumlu eğmeçlerle şekillenir. Arkalık ortasında çoğunlukla simetrik bir
taç bulunur. Ağaç malzeme olarak Barok dönemde kullanılanların dışında gül ağacı
ve palisander de kullanılmıştır. Günümüz mobilya yapımında, Barok ve Rokoko
stillerinin yukarıda belirtilen çok abartmalı ve yüksek maliyetli biçimlerinin
uygulanması ekonomik nedenlerle güç olduğu için, daha çok XV. ve XVI.Louis
stillerinin sadeleştirilmiş biçimleri "Klasik Mobilya" olarak
adlandırılmaktadır. XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ülkelerinde, ekonomik
nedenlerden ötürü, daha yalın mobilya tipleri aranmaya başlamış, bunun sonucunda
öncelikle Fransa ve İngiltere'de olmak üzere "Neoklasizm" diye adlandırılan yeni
çağa ait stiller gelişme göstermiştir. 5 -YENİ ÇAĞ (NEOKLASİK) MOBİLYA SANATI
(MS. 1770-1850) Yeniçağda Barok ve Rokokonun gösterişli görünüşüne tepki olarak
doğan mobilya tiplerinin yapılmasında Fransa'da XVI.Louis, Directoire, Empire,
Louis Philippe; İngiltere'de Queen Anne, Dört büyükler denilen Chippendale, Adam
Hepplewhite, Sheraton, Georgian I, II ve III ile Almanya'da Biedemeier stilleri
görülmüştür. 5.1. XVI. Louis Stili (Zopf Stili) (1774-1793) Bu stilde XV. Louis
stilinin çok kıvrımlı, süslü ve asimetrik biçimleri terk edilerek, düz çizgili,
dik açılı biçimler getirilmiştir. Köşeler keskin olmayıp, hafif ve yalındır.
İncelen ölçüler, uyumlu süslemelerle zarif bir bütünlük sağlamaktadır. Mobilya
ayakları genellikle aşağı doğru daralan silindir şeklinde olup, boyuna oluklara
sahiptir. Ayak üstleri kare kesitli olarak bitmektedir. Sandalye ve koltukların
arkalıkları dolu veya kalp, kupa biçimindedir. Dolu arkalıkların üzerinde
çoğunlukla simetrik taç bulunmaktadır. Oymalar derin değildir. Ağaç kakmacılığı
yapılmakta, ölçüler dayanım limitine kadar indirilmektedir. Süs motifleri olarak
çiçekler, meşe ve defne yaprakları, oluk, ok, yay, meşale, başak ve koçanlar
kullanılmaktadır. XVI. Louis stili, diğer Louis stilleri gibi günümüzde klasik
mobilya olarak geniş kullanım alanı bulmaktadır. 5.2. Directoire (Messidor)
Stili (1750-1830) Directoire stili mobilyanın başlıca özellikleri, kare
görüntülerin ağır basması, sandalye ve koltuk arkalıklarının çok yalın ve az
eğmeçli yapılmasıdır. Kolçak uçları kare biçiminde bitmekte, az miktarda süsleme
motifleri bulunmaktadır. Fransa'da, XVI. Louis stilinden Empire stiline
dönüşümde bir ara dönemi oluşturmuş olan Directoire stili, aynı yıllarda
İngiltere'de gelişen Adam Stili ile bağdaşıktır. 5.3. Queen Anne Stili
(1665-1714) Fransa'da XVI. Louis döneminde, klasik mobilyadan neoklasik akıma
geçilirken İngiltere'de Queen Anne stili gelişmiş, daha sonra "Dört Büyükler"
diye adlandırılan İngiliz neoklasik mobilyasının aslını oluşturan stillere geçiş
dönemi olmuştur. Queen Anne stilinde ayaklar XV. Louis stili ayakların bir
benzeridir. Yalnız üstlerindeki kabartma ve oymalara ilk yıllarda bir ölçüde yer
verilmişse de, sonradan bu süslemeler tümüyle kaldırılmıştır. Kayıtlardaki
dekupe biçimlendirmeler çok sadedir. Yalnız ayak eğmecine uygun form verilmiş,
bazı işlerde kayıt altları düz olarak hazırlanmış, eğmeçli ayağa geçişte
köşelere bir takoz konulmak suretiyle uyum sağlanmıştır. Sandalye ve koltuklarda
arkalıklar, arka ayağın uzantısı olarak hafif bir iç bükey eğmeçle yükselmiş,
üstte çeyrek daire şeklinde arka kayıtla birleşmiştir. Arkalık ortası çoğunluk
kupa benzeri tek bir dikey parça ile bölünmüş, parçanın ortasına bazen dekupe
oyma yapılmıştır. 5.4. Georgian Stili (1714-1820) Yaklaşık yüzyıl sürmüş olan bu
stil, sadeliği, zarafeti, sürekli üretime yatkınlığı ile günümüzde de uygulanan
belli başlı dört mobilya stilinin (Chippendale, Adam, Hepplewhite ve Sheraton)
ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu döneme İngiltere'de "Altın Dönemi", maun
ağacı çok kullanıldığı için "Maun Dönemi" veya "Dört büyükler Dönemi" gibi adlar
verilmektedir. 5.5. Dört Büyükler Dönemi (1718-1806) 5.5.1. Thomas Chippendale
(1718-1779) Chippendale stili, Queen Anne stilinin bir uzantısıdır. Mobilya
çeşitleri artmış, büfelerin yerine uzun konsollar ortaya çıkmış, kabineler
vitrinli, raflı ve çekmeceli olarak kombine bir yapıya kavuşmuştur. Ayaklar
önceleri eğmeçli (kıvrık) ve süslü, daha sonra düz ve yalın bir biçim almış,
küçük tip masalar çoğalmıştır. Chippendale stili önceleri etkilendiği
İngiliz-Fransız ve Çin üsluplarına göre İngiliz Chippendale, Fransız Chippendale
ve Çin motiflerinin İngiliz ölçülerine göre düzenlendiği Çin Chippendale diye
üçe ayrılmış, sonradan gerçek formunu bulunca bu durum da ortadan kalkmıştır.
Chippendale stili sandalyelerde ön ayaklar dikey konumlu, düz ve kare
kesitlidir. Alt destek kayıtları çoğu kez yanlara konulmuş, ortadan bir ara
kayıtla bağlanmıştır. Bu stilde konstrüksiyon sağlamlığına biçim kadar önem
verilmiştir. 5.5.2. George Hepplewhite ( -1786) Hepplewhite mobilya, Chippendale
mobilyadan daha yalın ve basit, ölçüleri daha dar ve ince, orantıları ve
eğmeçleri daha uyumlu, süsleri ölçülü ve zariftir. Hepplewhite mobilyada işlev
ve estetik aynı derecede önem taşımaktadır. Yandan düşer tablalı büyüyen masalar
ilk olarak bu stilde görülmektedir. Kanepeler altı ya da sekiz ayaklı olup,
oturma yüzeylerine döşemeden sonra ayrı bir minder konulmuştur. İncelik ve
zarafet Hepplewhite stili mobilyanın en belirgin özellikleridir. Ayaklar dayanma
limitine kadar varan inceliktedir. Genel çizgiler son derece zarif ve ölçülüdür.
Hepplewhite mobilya daha çok sandalyeleri ile diğer stiller arasında ün
yapmıştır. Günümüzde de bu stilin yemek odası takımları ve sandalyeleri
yaygındır. Sandalyelerde arkalıklar oturma bölümünden ayrı olup, şilt, kalkan,
yürek ve org şeklindedir. Arkalık içleri kupa, fiyonk, defne dalı, buğday
başağı, devekuşu biçimli dekupe parçalar ile süslüdür. Arka ayaklar hafifçe
geriye doğru eğik, ön ayaklar ise çoğunlukla dikey konumlu, kare ya da daire
kesitli olup, tabanda trampet sopası biçiminde topuzludur. Kolçaklar geniş
eğmeçli ve arkalık köşesi gibi dirseklidir. 5.5.3. Robert Adam (1728-1792)
Robert Adam stili mobilya hafif ve zarif, ayakları düz veya eğmeçli olup antik
motiflerle süslü, klasik detayları özenlidir. Adam stilinde ölçülerdeki incelik
kadar motiflerde de ince nakışlar geçerlidir. Ayak tabanları blok topuzlu veya
dışa doğru az eğmeçlidir. Kanepelerdeki elips arkalıklar, nakışlı dikey
çubuklar, eğmeçli kolçaklar ve silindirik-konik ayaklar bu stili karakterize
etmektedir. Kitap dolabındaki camlar vitraya benzetilerek ağaç veya pirinçten
yapılmış çubuklar vasıtasıyla cama üstten konulmuş çerçeve kafesler ile
bölümlere ayrılmıştır. 5.5.4. Thomas Sheraton (1751-1806) İngiliz mobilya
tarihinde XVIII. yüzyıl sonuna ismini veren Sheraton'un ilk mobilyaları Adam ve
XVI. Louis'den izler taşımasına karşın genel ölçüleri daha küçük ve düz
çizgileri daha çoktur. Bu mobilya tipinin başlıca özellikleri yaylarla
doğruların köşe yaparak birleşmesi, ayakların daha incelmiş olması, kolçakların
S şeklinde bükülmesi, oturma bölümlerinin ve diğer mobilya tablalarının dairesel
yapılması, arkalık üst kayıtlarının düz veya köşelerde içbükey olmasıdır.
Sheraton stilinde sandalye ve koltuk arkalıklar az veya çok oturma bölümünden
yukarıdadır. Arkalıkların dolgularında genellikle lir, marul yaprağı, çok
boğumlu dikey silindirik çubuklar ve değişik geometrik süslemelere yer
verilmiştir. 5.6. Empire Stili (1801-1814) I. Napolyon döneminde Fransa'da
başlayıp gelişmiş ve Avrupa'ya yayılmış olan Empire sanatı, bir anlamda antik
sanatın, çağın anlayışına göre yenileştirilmiş şeklidir. Empire sandalye ve
koltuklarda ön ayaklar daire veya kare kesitli olarak genellikle düzdür. Ayak
yüzeyleri dışa doğru hafif eğmeç almaktadır. Tabanda pabuçlar top veya aslan
pençesi biçiminde şekillenmektedir. Arkalıklar sırta uygun eğimdedir. Üst kayıt
Yunan sanatı tipindedir. Kolçak destekleri çoğunlukla sfenks, kuğu kuşu veya
kartal kanadı şeklinde olup, aynı şekillere masa ve dolap ayaklarında da
rastlanmaktadır. Bu stilin en belirgin özelliklerinden birisi de çoğunluk
kolçakların silindirik olması ve ön ayakla çok uyumlu bir şekilde birleşmesidir.
Ağır, kübik ve masif olan Empire mobilyada oymalar yüzeysel ve kabacadır. Kısa
ayaklar üzerine oturtulmuş divan ve tabureler, yunan feneri taşıyan sehpalar,
yeşil mermer tablalı ağır konsollar ve yuvarlak masalar, kayıt ve anıt biçimli
yataklar, bu stilin en yaygın özelliklerindendir. Empire Stili döneminde ilk
defa maun ve gül ağacı birlikte kullanılmıştır. Empire stili çok kısa devam
etmiş olup, Napolyon'un iktidardan düşmesinden sonra hemen kaybolmuştur. 5.7.
Louis Philippe Stili Mobilya sanatında başlı başına bir üslup bütünlüğü
göstermeyen Louis Philippe stilinde önceleri gotik sanatının bir tür
sadeleştirmesi olan yeni gotik denilen bir akım başlamış, çalışmalar daha çok
sarkaçlı ağaç mobilya duvar saatleri gibi ev eşyalarına yönelik kalmıştır. 5.8.
Biedemeier Stili (1815-1850) 19. yüzyılın başlarında Almanya'da doğmuş, Yunan ve
Roma sanatından etkilenmiş bu stil, Empire stilinin bir uzantısı sayılabilir.
Biedemeier mobilyada ilk defa tamamlayıcı mobilyaya ve tam oturma odası takımına
rastlanmaktadır. Konstrüktif bakımından çerçeve konstrüksiyon hakim olup, cam da
sık sık kullanılmaktadır. Dolapların içi ve camların arkası renkli kağıt ve
kumaşlar ile kaplanmaktadır. Mobilyaların rengi açık olup, kiraz, maun, dişbudak
ve huş en sevilen ağaçlardır. Sandalyeler Yunan sanatı etkisinde olup. rahatlık,
uyum ve denge gibi nitelikleri nedeni ile günümüzde de uygulanan tiplerdendir.
6. YAKIN ÇAĞ MOBİLYA SANATI, YENİLEŞME DÖNEMİ (MS. 1789-1900) 1789 Fransız
devriminden itibaren Yakınçağın ilk yüzyılında mobilya alanında yeni bir üslubun
yaratılmasından çok eski üslupların yenileştirilmesine ve konstrüksiyon
tekniklerine ağırlık verilmiştir. Bu nedenle XIX. yüzyıl mobilya çalışmaları
modern stile geçiş veya yenileşme dönemi olarak nitelendirilmektedir. XIX.
Yüzyılın ortalarına doğru ağaç işleme makinalarının bulunuşu ile, o döneme kadar
yalnız saray ve çevresine dönük mobilya gereksinimi, sosyal değişimler ve
ekonomik gelişmeler nedeniyle geniş halk kitlelerine yayılmaya başlamıştır.
Genel olarak "Taşra Mobilyası" diye adlandırılan bu mobilyalar Almanya'da
"Bauer", Fransa'da "Provincial" gibi adlar almıştır. Bu tip mobilyalar geçmiş
stillerden izler taşırsa da sadeleşme eğilimi ağır basmaktadır. Genellikle oyma
ve kabartmalar tümden kalkmış, ayaklar düz ya da eğmeçlidir. Süslemede birkaç
aplik çıtası yeter bulunmuştur. Yakınçağda yenileşme döneminin en geniş
çalışmaları Almanya'da gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar çağımızın mobilyasını
gerek şekil ve gerekse konstrüksiyon yönünden etkilemiştir. Bu tip rustik
mobilyalar günümüzde de özellikle dağ otellerinde, av köşklerinde, turistik
amaçla dekore edilmiş tarihi yapılarda ve şatolarda kullanılmaktadır. XIX.
yüzyılın ortalarına doğru makine sanayiinin gelişmeye başlaması, özellikle
Avusturya, Fransa ve İtalya'da sürekli üretim mobilyası olarak "Hezaren"
sandalyelerin yapımına başlanmıştır. Hezaren bir tür bambu ve Hint kamışının adı
olup, yerlilerce bu kamışlardan bükülerek ve ağaç lifleriyle örülerek yapıldığı
için bu adı almış olması düşünülebilir. Aynı yöntem günümüzde de çok tutulan
hasır sandalye ve koltuklara uygulanmaktadır. Hezaren sandalye önce tornada
yuvarlatılan çubukların buharla yumuşatılarak, kalıplarda istenilen ölçü ve
formda bükülmesiyle elde edilmektedir. Bu parçalar cıvata ile birbirine
bağlanmakta, oturma kısmı ve arkalık, kontrplak veya sırım ile örülerek
kapatılmaktadır. İlk fabrikasyon bükme mobilyayı Avusturyalı Michael Thonet
(1840) yılında gerçekleştirmiş ve 1841 yılında patentini Fransa, İngiltere ve
Belçika'ya da satmıştır. 7 - ÇAĞIMIZ MOBİLYA SANATI - MODERN DÖNEM (1900....)
Modern sözcüğü yeni, şimdiki zamana, içinde bulunan veya yakın bir çağa ilişkin
anlamına gelmektedir. Yüzyılın başlangıcında basit, kullanım amacına ve
materyale uygun mobilya imal etme akımı başlamıştır. Bu akım Almanya'da
"Jugendstil", Fransa'da "L'art Nouveau", İngiltere'de ise "Modern stil" adını
almıştır. "Jugendstil"de (gençlik stili) geçmişin süslü, karmaşık ve tumturaklı
sanat anlayışına, yaşamın gerçeklerini yadsıyan romantizmin içe dönük, donuk,
renksiz yapıtlarına bir tepki görülmektedir. Fransa'da "L'art Nouveau" (yeni
sanat) adıyla anılan, empresyonizm ekolunu temel alan akımda düz çizgiler,
geometrik biçimler ve renkçilik egemen bulunmakta ve doğanın, özellikle
bitkilerin stilize edilmesi esas alınmaktadır. Aynı yıllarda İngiltere'de
bunlara paralel olarak modern stil (yeni stil) adını alan akım benimsenmeye
başlamıştır. Yüzyılımızın başlarına doğru, gerek Rönesans, gerekse 1789
devriminin etkileriyle, insanı konu alan sanatın daha geniş kitlelere götürülme
çabası, mobilya sanatını etkileyen bir olgu olmuştur. XIX. Yüzyılın 2. yarısında
buhar makinasının bulunuşu, ağaç ve metal gövdeli makinaların yapılması ve
yüzyılın sonunda da elektrik motorunun icadı, makine endüstrisinde büyük bir
aşama olmuş, bu durum mobilya endüstrisine de yansımıştır. Makinalaşma sonucu
çağımız modern mobilyasında tüketim artışı, rasyonalizasyon, ucuzluk, mimari
düzenlemelere kolay uyum sağlanmıştır. Modern mobilyada gövde bir prizma içine
alınabilmekte ve gereksiz taşkınlıklar bulunmamakta, bölümlemeler bu prizma ile
orantılı olarak yapılmaktadır. Modern mobilyada kullanışlılık ve rahatlık ön
plandadır. Oturma mobilyası alçak, geniş, esnek ve rahat, dolaplar kapaklı ve
bol çekmecelidir. Küçük konutlarda hacmin iyi değerlendirilmesi gerektiğinden,
elbise dolapları en çok elbise alabilecek şekilde yapılır, üst boşlukları
gerekirse tavana kadar, bavul vb. eşya konulması için kapatılır. Kitap
dolaplarında çoğunluk kapak bulunmamaktadır. Yemek masaları büyüyebilmekte ve
ölçüleri altlarına yeter sayıda sandalye girebilecek şekilde ayarlanmaktadır.
Kanepe ve divanlar genişletilerek gerektiğinde yatak olarak
kullanılabilmektedir. Modern mobilya sanatı da, diğer stillerde olduğu gibi
değişik ülkelerde, o ülkeye özgü farklılıklar göstermektedir. Örneğin;
İskandinav modern stilinin başlıca karakteristikleri açık yanlı koltukları,
doğrudan doğruya gövdeye takılan ayaklar ve bu ayakları pekiştirmek için ortadan
konulan ortaları inceltilmiş ara kayıtlardır. Sandalyelerde ön ve arka ayak
başlıkları kayıtlardan taşırılır. Günümüzde mobilya gereksinimi o denli
artmıştır ki, özellikle büro, okul, hastane, otel, sinema gibi yerlerde daha
dayanıklı mobilya yapımı bir zorunluluk olmaktadır. Bu zorunluluk son yıllarda
metal iskeletli mobilyaya yönelişi hızlandırmıştır. Kare, dikdörtgen veya daire
kesitli, çelik, özel mobilya borusundan dolapların iskeleti, koltuk ve
sandalyelerin ayakları hazırlanmakta ve ağaç gövde bu iskelete cıvata ile
bağlanmakta, böylece genel kullanım yerlerine daha dayanıklı ve ucuz mobilya
sağlanmış olmaktadır. Mobilya Almadan Önce.... En önemli başlangıç evde
yapılabilir. Diyelim ki, mutfağınız için masa sandalye ihtiyacınız var. Ya da
daha geriden alalım. Mutfakta, oturup kahvaltı yapacak bir yere ihtiyacınız
var... Mutfak Köşe takımı mı almalısınız, masa sandalye mi? Önce buna karar
vermelisiniz. Bunun için de, zevkiniz ve mutfağınızın büyüklüğü belirleyici
olacak. İşte yol haritası: Bir şey satın almadan, mutfağınızı ölçün. Masa
alırken çok faydası olur, 80*130 masayı beğenirsiniz mağazada ama eve getirince
büyük gelir, kullanışlı olmaz canınız sıkılır. Ayrıca, mutfağınızdaki renkleri
de yazın gerekirse, en iyisi bir kaç resim çekmek olacaktır. Mutfağınızı çeşitli
açılardan fotoğraf çekerek -cep telefonunuzla bile olur- satıcılara gösterin.
Size daha doğru bir teklif sunarlar. Mağazaya gitmeden önce, komşularınızdaki
mutfak mobilyalarına bir kez daha bakın, köşe takımı olan biriyle masa sandalye
olan birini karşılaştırın. Hangisi size daha uygun... Eğer kalabalık bir
aileyseniz çok oturumlu bir tercih yapılmalı... 6 kişilik oturum idealdir.
Mutfağınız küçükse, 4 kişilik oturum ve yanına 2 adet -ya da daha fazla- tabure
olabilir... Mutfağınız büyükse, ve kalabalık bir aile değilseniz, çok küçük masa
iyi olmaz. Oturum sayısını buna göre ayarlayın. Mutfağınız küçükse küçük bir
masa ve 4 kişilik oturum idealdir. Eğer masayı bir yere dayamanız gerekiyorsa, o
zaman sandalye sayısını azaltarak tabureye yönelin. Köşe takımları daha az
hareket ettirelebilir olduğundan tercihinizi yaparken göz önünde bulundurun.
Masa sandalyeler metal mi olacak, ahşap mı ? Bize sorarsanız ahşap deriz. Ahşap
masa sandalyeler evin rutubetini alır. Özellikle mutfakta, renk ve sağlam
oluşuyla sizi kimseye mahçup etmez. Herkes beğenir ahşabı, sağlam da yapılmışsa
çok işinizi görür. Ahşap sandalye ve masaların, ceviz tonları mutfklar için
idealdir. Ama kapı ve dolaplarınız açık tonlarda ise bunlara uygun seçim yapmaya
özen gösterin. Metal sandalyeler, doğal olmadıkları için belli bir zaman sonra
insanı sıkar. Ahşap her zaman doğaldır. Size huzur verir. Bu başlıkta internette
arama yaptığınızda muhtemelen, tüm içeriklerin aynı olduğunu görürsünüz. Bu
sitede öncelikle bu aynı olan içerikleri bir araya getirdik. Önceki yazılar,
genellikle bu ortak alıntıları içeriyor. Bu yazıdan sonra da yine internette
sizin için yeni yazılar aramaya ve sunmaya devam edeceğiz. Ama elbette özgün,
bilgilendirici açıklamalarımızı da göreceksiniz. İyi bir arşiv de olmasını
istediğimiz daha önce hiç bir yerde görmediğiniz, hiç bir yerden duymadığınız
bilgileri de vereceğiz. Ahşap uzmanı mayamobilyanın farkını zamanla
anlayacaksınız. Yıllara dayanan birikimini sizlere açacağız. Mobilya gerçekten
de en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biridir. Bu konuda ustalaşmış pek
çok kişi ne yazık ki, atölyelerinden dışarı çıkamıyor, internette yer alamıyor.
Kendilerini geliştiremiyor ve kendilerini ifade edemiyorlar. Takdir elbette
sizlerin. Umarız, çalışmalarımız yararlı olur ve insanlığın faydalanacağı bir
kaynak haline gelir, Şunu da belirtelim, yabancı kaynakları da zamanla araştırıp
sizlere çevirerek aktaracağız. Bu konuda dünyada neler oluyor. Hangi çalışmalar
yapılıyor bunlara bakacağız birlikte. Ahşap mobilya konusunda gerçek bir bilgi
almak için en doğru adrese geldiğinizi bilmelisiniz. Masif üreten bir firma
olarak, mobilya grubunun en iyi alanında çalışıyor olmak bile bizi pek çok
üreticiden ayırıyor. Bir çok üretici, genellikle kolay para kazanma peşinde, bu
sebeple sunta ve mdf ağırlıklı işler yaparak hızlı iş çıkartmak ve düşük
maliyetle çok büyük karlar elde etmek için uğraş veriyorlar. Oysa değişmez bir
gerçek olarak saf ağaç ayakta kalacaktır. Tüm meslekler unutuluyor. Masif
konusunda bırakın uzman bulmayı, iş yapan usta bile yok denecek kadar az. Sunta
ve Mdf çalışanlar, müşterilerinin ağzına bir parmak bal çalıyorlar. Hepsi bu
kadar. Ahşap masa sandalye üreticisi bintaşın uzmanlık alanı olan konuları
internette derinlemesine araştırırsanız görürsünüz ki kimse yok. Bunun ne demek
olduğunu zamanla anlayacaksını Ne olursa olsun mobilya alırken dikkat edilmesi
hususlar: 1- İhtiyacımız olan bir mobilya her bakımdan rahat, kullanışlı, uzun
ömürlü olmalı ve dolayısıyla değerini karşılamalıdır. 2- Ürün teslim edildiği
sırada mutlaka garanti belgesini ve faturasını kaşeli olarak isteyin... 3- Eğer
yeni evlenecekseniz yada yeni bir eve taşınacaksanız, evi tutmadan mobilya
almayın... Çünkü alacağınız koltuk takımı yada yatak odasının odaya sığıp
sığmayacağını bilemezsiniz... Ve sevimsiz sorunlar yaşarsınız zamanla... 4-
Aldığınız mobilyaların teslimat tarihlerini ürünü alırken netleştirin...Çünkü
satıcı size satış gerçekleştirmek için elinde olmayan bir ürünü satabilir ve
size söz verdiği tarihin çok ötesinde teslim edebilir... Alışverişe başlarken,
satıcıya ürünü hemen istemediğinizi mesela 1 ay sonra teslim almak istediğinizi
baştan söylerseniz satıcının gözünde iyi bir müşteri konumuna yükselirsiniz ve
bu birazdan yapacağınız pazarlık için iyi bir durumdur. 5- Tüm mağazalara
bakmadan asla karar vermeyin ve internetten alışveriş yapmayın... Görmediğiniz
bir ürünü almayın... 6- Pazarlık yaparken, satıcıya "Bir sürü mağaza varken ben
buraya geldim, sende fiyatta yardımcı ol" demeye getirin... Genellikle rakip
firmalar bir başka firmaya müşteri kaptırmaktan haz etmez... 100 ytl bir satıcı
için çok fazla bir şey değildir ama sizin çok önemli olabilir. 7- Alacağınız
mobilyanın dış görünüşünden çok işlevsel olmasına özen gösterin. 8- Çok fazla
kişiden fikir alarak aklınızı bulandırmayın... Sonuçta kullanacak sizsiniz... 9-
Mobilya mağazalarına sabahın çok erken olduğu saatlerde yada akşam geç saatlerde
uğramayın... Bu zamanlarda satıcı ya kahvaltı yapıyordur yada mağazayı kapatmak
üzeredirler... Bu yüzden sizinle tam olarak ilgilenilmesini istiyorsanız bu
zamanlar dışında uğrayın... Hafta sonları yerine hafta içlerini tercih edin
çünkü hafta sonları kalabalık olduğu için satıcı sizinle çok fazla ilgilenemez
ve tüm ürünleri göremeyebilirsiniz... 10- Adı sanı duyulmamış mobilyacılardan
alış veriş yapmayın... İlerde sorun yaşadığınızda derdinizi anlatabilecek bir
merci olsun... 11- Koltuk takımlarında renk seçerken duvarların boyasına ve
perdelere uygun olmasına dikkat edin... Halı alma işini en sona
bırakın...Böylece daha uygun bir halı seçme şansınız olur... 12- Satıcı ile
alışveriş yaptıktan ve işlemleri bitirdikten sonra kibarca hediye isteyin Gerçi
bu satıcı için zor bir durumdur çünkü size hediye yerine belki iskonto
uygulamıştır ama siz yinede satıcıyı çokta fazla sıkmadan "bak kaç milyarlık
alışveriş yaptım bi ufak hediyeniz olmayacak mı" gibisinden takılın 13- Mümkün
mertebe aynı yerden alışveriş yapın... 14- Yatak odası alırken karyola yerine
mutlaka baza tercih edin... 15- Yatak seçimini reklamların şişirmesine değil,
kendi ihtiyacınıza göre belirleyin...Sırt ağrısı yaşıyorsanız ortopedik ve sert
bir yatak alın... Aslında yatak en önemli ayrıntı... Çünkü insan ömrünün 3/1
yatakta geçmekte... Bu yüzden sağlıklı bir yatak çok önemlidir...Aynı şey
ayakkabı alırken de göz önünde bulundurulmalıdır... 16- Değiştirme kampanyası
gibi şeylere inanmayın...Zira bu tür kampanyalarda ürünün normal fiyatı 1000 ytl
ise değiştirme kampanyasında 1250 ytl olur, eski mobilyanız 250 ytl e sayılır ve
yenisi yine size 1000ytl e verilir... Ve en önemlisi birgün gözleri
uykusuzluktan kanlanmış bir mobilya satıcısı görürseniz tüm alışveriş bittikten
sonra sakın hediye istemeyin çünkü o benimdir kuvetle muhtemel, hiç haz etmem
Mobilya alırken nelere dikkat etmeli? Bir mobilyaya ihtiyacınız olduğunda, büyük
bir hevesle dolaşıp, tasarımını, renklerini, tarzını çok beğendiğiniz fiyatının
da uygun olduğunu öğrendiğiniz bir mobilya bulduğunuzda sakın hemen almaya
kalkışmayın! Önce malzemelerini ve sağlamlığını kontrol edin. Ne de olsa mobilya
dediğiniz şey alınıp hemen 1 ay sonra atılmıyor. Birkaç yıl evinizde sizinle
birlikte yaşıyor. Dikkatli seçmezseniz ekonomik bulduğunuz mobilya size bir
hayli pahalıya gelebilir. Aldıktan 1 - 2 ay sonra bacağı sallanmaya başlayan
sandalyeler, koltuklar, masalar, kumaşı deforme olan kanepeler, su buharı ile
kabarmaya başlayan banyo mobilyalar sıklıkla görülüyor. Fast food yiyecekler
gibi birbirinin kopyası olan ve hızla tüketilen mobilyalar ekonomik görünseler
de kısa süreli kullanım nedeniyle bütçeyi hayli sarsabilir. Geçici çözüm sunan
bu tarz mobilyalar genellikle göze hoş görünür ancak bir süre sonra konforu ve
göz zevkini bozar. - Sağlık ve mobilya yakından ilgilidir. Günümüzün büyük bir
bölümünü ofis ya da evde kullandığımız mobilyalara temas ederek geçiriyoruz.
Mobilyalarda kullanılan cilalar ve boyalar zararlı kimyasal toksik maddeler
içerebilir. Hava yolu ile ya da temas ederek bu maddeler vücuda geçer. Bu
sebeple alınan mobilyaların sertifikalarına mutlaka bakılmalı. Doğal boya ve
cila kullanılan mobilyaları tercih edilmeli. - Aynı şekilde mobilyada kullanılan
kumaşların ve kumaş boyalarının da doğal olması tercih sebebi olmalıdır. Mutlaka
sertifika ve onaylara bakılmalı. - Kataloglardan ya da fuarlarda fotoğrafı
çekilerek üretilen mobilyaların şekilleri albenilidir. Ancak dikkatli
bakıldığında kullanılan malzeme kalitesizliğinden kendini ele verir. - Mutfak
dolabı alınacaksa kabarmaması veya renginin ataması için ahşap ve cilası
hakkında ayrıntılı bilgi sabin olmak önemli. Çekmeceleri ve kapakları çok
kullanılacağı için ilk önce onlar yıpranır. Menteşe ve ray gibi teknik
aksesuarların kalitesi çok önemlidir. - Ocağın üst kısmında bulunan dolap
kapakları su buharından ve yağlardan etkilenir. Bunun için kapakların deterjanla
sık temizlenmeye uygun malzemeden olması gerekir. - Sandalye ve koltukların
ayakları en az minderleri kadar önemlidir. Kimse bir süre sonra yapışkanlarından
ayrılmış, vidası düşmüş, sallanan bir koltuğa veya sandalyeye sahip olmak
istemez. Bunun için ürünün iskeletinin ara bağlantılarının geçmeli olmasına
dikkat edilmeli. - Seçilen mobilyalar kiloyla doğru orantılı olmalı. Mobilyalar
rahat edilemeyecek darlıkta ya da narinlikte olmamalı, kuru ağaç kullanılmış ve
belli bir esnekliğe sahip olmalı. - Banyo mobilyalarına azami dikkat
gösterilmeli. Sık temizlemeye uygun ve hijyenik malzemeden yapılmış, köşe ve
kenar detayları kolayca kir birikmesine ve mikrop üremesine olanak vermeyecek
şekilde tasarlanmış olmalıdır. Mobilyaları Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken
Hususlar: İhtiyacımız olan bir mobilya her bakımdan rahat, kullanışlı, uzun
ömürlü olmalı ve dolayısıyla değerini karşılamalıdır. Bu sebeplerden dolayı
satın alacağınız herhangi bir koltuk, kanepe, sandalye hakkında yeterli bilginiz
olmalıdır. Bu bilgi çok sayıda mağaza gezilerek elde edilebilir. Görünüşü güzel
olan bir mobilya rahat olmayabilir veya fiyatı uygun olmayabilir. Diğer taraftan
dayanıklı, rahat ve uygun fiyatta olan mobilyanın da görünüşü güzel olmayabilir.
Bu nedenle mobilyanın sadece dış görünüşüne bakmak yeterli değildir. Kullanılma
biçimi kontrol edilmelidir. Fiyat, rahatlık, birden fazla amaç için
kullanılabilme, kapladığı alan, dayanma süresi, bakım masrafları da göz önünde
tutulmalıdır. Yasal bir zorunluluk olmasına rağmen, mobilyaların özelliklerini
de içeren kullanma kılavuzları çoğu zaman tüketiciye verilmemektedir. Bu durumda
önce o ürüne ait kullanma kılavuzu istenmeli, kılavuzun verilmemesi durumunda
mobilya dikkatli bir şekilde incelenerek satıcıdan mobilya ile ilgili tüm
bilgiler toplanmalıdır. Mobilyaların yapımında kullanılan ağacın cinsi,
birleştirme yerlerinin sağlam olması, cilasının düzgün olması da mobilya
hakkında karar vermede önemli faktörlerdendir. Ayrıca satın alınması, düşünülen
mobilyadaki döşemelik malzemenin kolay yanmayan,terletmeyen ve kolay temizlenen
özellikte olması da tercih sebebidir. Alınan mobilyanın eve veya büroya teslim
masraflarının fiyata dahil olup olmadığı satın almadan önce öğrenilmelidir.
Mobilya seçerken tüm bu özellikleri dikkate alarak, istek, ihtiyaç ve bütçenize
en uygun olanları seçiniz. Mobilyaları Satın Almadan Önce... Aile bütçesi ön
planda tutularak mobilyanın kullanılma amacı, dekorasyondaki yeri ve önemi
dikkate alınıp, ihtiyaç durumu ortaya çıkarılmalıdır. Bu durumda yalnız yeni
alınacaklar değil, varsa eski eşyaları da dikkate almak ve düşünmek gerekir.
Mobilyaların seçiminde ihtiyaçlar, ekonomik durum ve zevk oldukça önemlidir.
Ayrıca kullanışlılık, sağlamlık ve uzun ömürlülük gibi hususlar da önemle göz
önünde tutulmalıdır. Mobilyaların alınması ve seçilmesi Mobilyaların insan
hayatındaki önemi çok büyüktür. Bedenen ve tikren dinlenmeye ihtiyacı olan
insanın aradığı rahatlık ve huzur, kullanışlı ve iyi döşenmiş mobilya ile elde
edilebilir. Kötü bir mobilya, sebep olduğu sırt, adale, bel ve ayak ağrıları
gibi zararları yanında psikolojik olarak da kişiyi rahatsız ve huzursuz eder.
Bunun yanı sıra vaktinden önce bozulur, eskir ve kısa bir zaman sonra da
onarılması ve yenilenmesi zorunlu hale gelir. Bu yüzden mobilyaların seçiminin
iyi yapılması gerekir Koltuk takımlarında. · Oturumu rahat, arkalığı çıkıntısız
ve düzgün olmalı. · İskeleti kuvvetli olmalı; gıcırdamamalı, sallanmamalı. ·
İskelet ve köşeler kumaş ile iyi bir şekilde kaplanmış olmalı. · Köşeler iyi
birleştirilmiş ve yapıştırılmış olmalı. · Dikişler ve biyeler düzgün olmalı. ·
Desenler ortalanmış olmalı ve çizgiler dikişler uyumlu olmalı. · Minderler esnek
olmalı, koltukla tam uyumlu olmalı. · Kanepe ve koltuk üzerindeki düğmeler
güvenli bir biçimde dikilmiş olmalı. · Sürekli kullanılacak olan ürünler sağlam
ve sık dokunmuş olmalı. · Temizlemek üzere çıkarılabilecek parçalar
yırtılmayacak bir üründen yapılmış olmalı. · Her pozisyon için oturma dengesi
iyi sağlanmış olmalı. Ahşap Mobilyalarınızı Satın Alırken Lütfen aşağıdaki
açıklamaları dikkate alın. · Dolap kapakları iyi kapanmalı. · Çekmeceler kolay
sürülebilmeli. · Çekmece içleri temiz olmalı; (kıymık, budak vb. içermemeli.) ·
Uzun olan raflarda orta destek bulunmalı. · Sürgülü kapılar ve dolaplar
gıcırdamamalı ve kolayca sürülebilmeli. · Uzun kapılar sağlam menteşelerle iyice
desteklenmeli. · Mobilyanın kostrüksiyonu sağlam ve güvenli olmalı. · İç yüzey
köşeleri pürüzlü olmamalı. · İç aydınlatma kolayca yapılabilmeli. · Masa
ayakları yere tam basmalı ve birbirleriyle tam uyumlu olmalı. Masko hakkında
masko daki mobilyacıların buyuk kısmı elindeki stogu surekli eritmeye calısan
musteriye urun satmaktan cok kaliteli ürün pesınde olan bır topluluktur..
Mekanları olusturan en onemlı unsur renk ve yogunluktur. Mobılya baktıgınız
yerlerın asla sızın evınız gıbı ortamlar olmadıgını unutmayın. Kucuk ve alcak
tavanlı mekanlar ıcın koyu renklerden uzak durun İç Mimara mı danışsak Evin
ölçekli olarak detaylı çiziminin olması birinci kural, ayrıca çizim üstünde oda
ve dairenin vede binanın konumu (yönü ) olmalı, ışık alan yerler ve
aydınlatmalar tüm sıva tesisat ve detaylar belli edilmeli. Bunun üstünden
müşterinin kendi istekleri doğrultusunda veya iç mimarın zevkine, tasarım
anlayışına , yorumuna göre en az 4-5 farklı sunum hazırlanır, yine bunların
üstünde de tartışılır. Tabii ki bu iş biraz zevkler ve renkler konusu, bu
anlamda çalışacağınız kişi veya firmanın önceki çalışmalarını inceleyin,
uygulama yapılan yerlerin sahipleriyle memnuniyetleri husunda görüşün derim.
Ayrıca muhakkak sözleşme yapın ve süre konusunda muhakkak belli bir tarih için
anlaşın. Bu tür işlerde sonradan karşınıza pek çok hesapta olmayan masraf
kalemleri çıkarılır, bunlar için baştan belli kalite sınırları içindeki malzeme
için anlaşın, bu konuda karşı tarafı şıkıştırın ki iyi analiz yapıp onun
üstünden değerlendirme yapın. Genel baştan konuşulmayan bu konu ilerleyen
süreçte oda çıktı bu da çıktı diye karşınıza gelir ve 17000 ytl diye
başladığınız iş 30000 ytl olur. Bu konuya azami dikkat. Bu üretim maliyetleriyle
hiç bir atölyenin başetmesi mümkün değildir. Sadece küçük firmaların işletme
giderleri düşük olduğu için burdan avantajları olmaktadır. Ama fabrikasyon
üretilen bu ürünlere görede aynı tipteki imalatlarının kaliteleri düşüktür.
Genelde markalı üretimlerde, finiş folyo kaplı suntalar, suntalamlar, mdflamlar
kullanılır.Ana taşıyıcı iskelette masif yada metal olabiliyor. MDF malzeme
özellikle baskı veya renk üzeri cila, yada lake uygulamalarında da(yine cilalı
uygulama) kullanılabiliyor. Özellikle profil dönen alanlarda yani yuvaklar
yerlerdeki kaplamalarda sunta yerine mdf kullanılıyor, bunun temel nedeni profil
açılan yüzeylerin mdf de pürüzsüz olarak elde edilebilmesidir. Suntanın kesitte
orta kısmı daha büyük parçacıklı ve yoğunluğunun düşük olması nedeniyle profil
açıldığında kaplama için gözenekli bir yüzey elde edilir. Bu da 0.6 mm civarında
uygulanan kaplamalarda problem demektir. Ama düz yüzeylerde sunta daha doğru
malzemedir. Marangozların mdf en sevdiği hususlardan da biridir. MDF ile ilgili
çok konuştuk hatta tanımlarımdan dolayı tepkili arkadaşlar oldu. MDF malzemenin
mutfak veya yaşam gruplarında kullanılmasına sıcak bakmıyorum. Mdf üzerine
kaplama yapılması uygun bir malzede değildir. Zira yüzey özellikleri bu işlem
için uygun değildir. Ama uygun ödeme şeçenekleri kolay işlenebilme daha iyi
vidalı birleşme özellikleri gibi nedenlerle özellikle marangozlar tarafından
tercih edilir. Birde daha ağır bir malzeme olmasıda, sanki mobilyanın ağırı
makbulmüş gibi bir ayrıcalık vurgusu olarak yine marangozlarca çok kullanılır.
Tam tersine özellikle mutfak üretiminde bu ağırlık konusu bile mdf nin
kullanılmamasında etkendir. Bana göre doğal kaplama için sunta çok daha iyi bir
malzemedir. Daha iyi yapışma , hafiflik, yeterli birleştirme mukavemeti, vb.
Ben, masif+ masif üstü doğal kaplama, masif gövde + sunta üzeri doğal kaplama
öneriyorum. Ama maliyetlerden dolayı mdf+mdf üstü doğal kaplama, masif + mdf
üstü doğal kaplama , masif gövde + suntalam, yada tamamen mdf den üretimler
yapılabiliyor. .mdf üzeri kaplama olan malzemeyi alma, mdf üzeri kaplamalar
sağlıklı değil, bahsettiğin açma sorununu yaşama ihtimalin sunta üzeri olana
göre daha fazla. Zira mdf yüzey olarak suntadan kaplama için daha uygun değildir
ve hafif bir zımpara geçilmesi daha uygun olur.Gerçi sunta da bekletilmeden
hemen kaplamayı preslemek gerekir.Açma sorunları genelde su bazlı pva tutkalın
yetersiz, kaplama öncesi kuruma veya yetersiz presleme basıncından
kaynaklabiiyor. Sen mdf üstüne bahsettiğin tarakla renk çekilmiş üstüne ipek mat
cila atılmış olanı al. Yanlız masa tabla alt bağlantılarını sağlam yapsınlar
daha fazla noktadan tutturulsun. Mobilyanın ağırı çokda makbul değil. Aslında
hafif ve sağlam olmalı. MDF yoğunluğu yüksek ve suntadan da bir çok ahşaptanda
ağır bir malzemedir. Cila Nasıl Olmalı? Bana göre ipek mat cila en uygunudur,
Hem ömür hemde kullanım açısından, mdf yi makinaya sokup hareli mi yapmışlar bir
de bunu matah bir şey diye anlatıyorlar. Kalın zımpara ile üst yüzeye
kaplamadaki freze görüntüsü verilmiş, ya da tarakla su boyası çekilmiş olabilir.
İlk söylediğim doğru bir şey değil ki mdf tablayı alttan bağlasa bile dönmeye
çalşacak (eğrilmeye), mdf nin yüzey özelliğini yok etmişler sanki tüylü gibi bir
yapı oluşmuştur. Ben daima masif veya doğal kaplama ürünler öneriyorum. Tabiki
bu tip ürünler pahalılar ama, inanın yıllarca kullanırsınız. Bu tür ürünlerde
kapaklardaki tas menteşe deliklerine bakarak, çekmeceleri yerinden söküp taban
ve arka tablarına bakarak, dolaplarda ek yerlerine, taç bandı ve kordon eklerine
bakarak malzemeyi anlayabilirsiniz. Çok iyi yapılmış , masif çerçeveli sunta
üzeri kaplamalar var.Ama kaplamaları en çok kaplama ek yerlerinden (dikine tüm
panel boyunca bir çizgi) ayırt edebilirsiniz. Harelilerde çok net fark edilir,
freze de daha zor ama kesin fark edilir. Zaten geniş yüzeylerde yekpare bir
masif kullanmakta oldukça zordur, tavsiyede edilmez.Genelde kaplama yapılır. Bu
yüzden masif + sunta üzeri doğal kaplama en iyi tercih. Kaplama Çeşitleri ?
Sunta üzeri kaplama dediğimiz uygulama ham sunta panelin üstüne uygun kaplamanın
basılması işlemi, ancak sunta plakanın cumba dediğinimiz kalınlık (kesit kısmı
yan ince kenarları ) kısımları, baktığınızda alt ve üst kısımları yoğun orta
kısmı gevşek ve gözeneklidir.Bu kısmın mukavemetini arttırmak , düz işlenebilir
yüzey elde etmek, ayrıca yalıtmak için , üstü masif, (ahşap) çıta ile kaplanır.
bir resmin kenarlarını çerçevelemek gibi , sonra alt ve üst plaka yüzeylerine
kaplama basılır. kenarlardaki kaplama fazlalıkları temizlendiğinde tamamı ahşap
görüntüsünde bir panel elde edersiniz. Sunta üzeri doğal kaplama denilen
uygulama budur. Eğer bu cumbalara profil açılacaksa, o kısma daha kalın çıtada
mesela normalda 15mm yerine 40mm uygulamabilir. Masif üzeri kaplama ise;
Yukardaki işlemde masif bir plaka kullanırsanız ayrıca çerçeve dönmenize gerek
yoktur. kaplamayı direkt basabilirsiniz. Bu uygulam masif üstü doğal kaplamadıa.
Bu işlem genel kıymetli ağaçlardan mesela gül ağacından üretilmiş bir mobilyada
kullanılabilir. Gül ağacından elde edilen kaplama düşük maliyetli bir masifin
üzerine basılarak, tamamı gül ağacından yapılmış efekti verilebilir. Bunlar
maliyeti azaltan uygulamalar olduğunu gibi , daha uzun kullanım imkanıda
verebilir. Son olarak sorduğunuz masif gövde ve kaplama açıklası , yukarda
anlattığım sunta üzeri kaplamanın yanı sıra hiç kaplama yapılmadan direkt ağacın
kendisinin kullanılmasıdır.Gövdeler ana isleket kaplamasız masif, alt ve
tablaları , yanları sunta üzeri kaplama. Bir ev düşünün kolonlar ve kirişlerin
tamamı masiften, ama dış ve iç duvarlar sunta üzeri kaplamadan, sonuçta bunlar
renk atılarak veya atılmadan cilalandğında bir bütün gibi durur. Unutmamak lazım
ki ahşap yanana kül olana kadar yaşayan bir malzemedir. Lamine Nedir? Masif diye
tabir edilen malzeme ahşap, ağaç malzemedir. Masif, yani solid "katı" "saf"
"yekpare" anlamlarına gelir ve gelebiliyor. Aslında marangoz için masif demek
saf ağaç demek, yani kaplama yapılmamış, kontrplak vs. olmayan bizzat gerçek
ağacın ta kendisi. Lamine edilmiş yada kaplama ise, aynı ağaçtan masif, yanga
levha, mdf, kontplak vb. malzemelerin üzerine, ağaç türünden ince bir plaka
kaplama yapıştırılması işlemi. Bunlardan yukarda da bahsetmiştim. Kaplamanın
amacı görsellik , teknik özellikler ve ekonomidir. Masif gövdeden kastim, şu
şekilde anlatayım, yemek odasının konsolu yani dolabı, bunun yere basan
ayaklarının olduğu kısamlar masif olmalı, mümkünse yekpare eksiz, Bunun
üstündeki üst tabla sunta üzeri mesela 30mm kaplama olur. ama bu suntanın 4
kenarı ilk olarak en az 15 mm kalınlığında aslında profile bağlı olarak masif
ahşap çıta ile çerçevelenir, bunun üstüne kaplama sıkılır. aynı şekilde alt
tablada hazırlanır, yanlar ve dolap iç bölmeleri sunta üstü kaplama olması
yeterlidir. Çekmece ve kapaklar modele bağlı olarak aynı üst tabla benzeri masif
çıta dönülerek çerçevelenir, üstlerine kaplama sıkılır. Çekmece kapaklarında
ahşap üstüne kaplamada yapılabilir. Eğer kapaklarınız çerçeve içi göbekli ise,
kapak çıtalarının masif olması , göbeklerin ise mdf veya kontraplak üstü kaplama
olması gerekir. bazı marangozlar burda mdf üstü kaplamada kullanıyorlar. Kapağın
ağır olmasından ve tas menteşe yerine baktığınızda malzemesi gözükür. Masanızın
tablasını da aynı şekilde şekilde yapılabilir, ama burda eklenmiş masiflerin
üzerine kaplama sıkılarak da uygulama yapılabiliyor.Piyasada Fingercoint da
denilen (aslında makinanın ismidir) parmak geçme üstüne yapanlarını da gördüm.
Ama marangozlar bununla uğraşmaz, mfd üstüne basar geçerler. Sunta üstüne
yapılan kaplama son derece sağlam bir uygulamadır. Özellikle büyük parçalarda
masif üstüne yapılması, ilerleyen zaman içinde ağacın çalışmasından dolayı
çatlama dönme gibi problemler , sunta üstü kaplamada olmaz. Burda yapılan hata
genelde ön yüzdeki kaplama ile arka yüzdekinin aynı kalınlıkta olmamasından
olabilen (farklı yüzey gerilimi) dönme, çarpılma, gönyesizlik riskidir. Mesela
konu dışı ama sunta panelleride büyük makinalarda ebatlanırken kesin esnasında
dönebilir, gönyesizlik, özellikle dar uzun parçalarda, bunada üretimciler muz
etkisi adı verirler. Çam üstüne kaplama iyi olmaz çam yumuşak bir ağaçtır, çabuk
deforme olur. sandalyeler suntadan olmaz tabi ki.sonuçta masif iskeletli olmak
durumunda. İyi kalitede bir kayının m3 fiyatı 600-700 $ civarında 350$ da var.
Kullanacakları kaplamanında m2 si 7 € olsun masif, doğal kaplama, sunta,
kontraplak, menteşe, kulp, kilit, çekmece rayı, vidası, masif tutkalı,
zımparası, renk atımı malzemesi, cila atımı malzemesi, sandalye minderleri için
kumaş, sünger, işçilik kabaca bunlar. Gürgen ? Venge? Oldukça zor iştir seçim
yapmak, yonga levha üstü lamine malzemeden kastınız suntalam olmalı, sunta üstü
venge kaplama dediğiniz, hamsunta üzerine doğal kaplama malzeme , diğeri ise mdf
nin üzerine doğal kaplama malzeme. Doğal kaplama dediğimiz malzeme farklı
ağaçlardan kesme, soyma ve biçme yöntemleri ile elde edilen farklı kalınlıkta
olabilen , genelde 0,6 mm kalınlık civarındakiler kaplamada sıkça kullanılır ,
farklı boy ve genişlikte olan kaplama malzemelerdir.Muhtelif cinsdeki ağaç
kütüklerinden elde edilirler. Komple masif bir ürün için iyi türdeki bir
ağaçtan, elde edilecek ebatlı malzeme kullanılmalı. Ama bunun için, iyi bir
fırınlama, kimyasal işlem ve kurutma , istifleme gibi işlemler gerekir. Bu tür
ürünler yapan yerler var.. Neyse bana göre masif kapak çerçevesi ve mdf göbek
üzerine doğal kaplama malzeme sıkılmış kapaklı bir takım ideal olur. genelde
gövde de ana taşıyıcılar masif, diğer kısmlarda sunta üstü doğal kaplama
kullanılıyor. Mdf malzeden üretilmiş tüm ürünler özellikle hareketli aksam kapak
gibi zamanla mdf nin çok daha yoğun bir malzeme ve özgül ağırlığının fazla
olmasından dolayı zamanla bağlantılı olduğu yerden boşluk yaptığı görülür. Mdf
nin bolca bulunması, kolay işlenmesi, ödeme şartlarının daha uygun olması gibi
nedenlerden tercih edilebiliyor. Venge tanımı daha ziyada renk tanımı için
kullanıyor, Normalde koyu kahverengi olup, kaplamının doğal rengide kahve-kızıl
arası kahve rengine dönüktür. Türkiyede Gürgen gerçekten hakiki gürgen mi, kayın
mı görmeden bir şey demek zor.Zira gürgen ve kayın çok karıştırılır, yakın
akraba ağaçlar olsalarda aslında yapıları farklıdır. Gürgenin hücre çeberindeki
selülöz miktarı fazla olduğu için çok daha sert ve ağırdır su miktarı
azdır.Rengide Pembeye yakın kızıldır . Ancak üreticiler genelde çoğunluk rus
kayınlarını ucuz olduğu için kullanırlar, Bunlar ise daha fazla su miktarı olan
gürgene göre daha yumuşak ama genelde orta sert ağaçlardır. Turuncu, sarıya
çalan yakın kızıl renkleri vardır. Birde kayının ilginç bir özelliği özellikle
kullanan ustalarda talaşından dolayı burun kanseri yapmısıdır. Bu da içindeki
bazı maddelerden kaynaklanıyor olabilir. Bu tabi ki son kullancıya sorun değil.
Bunların dışında, elde ediliş yönüne ve damar görüntüsüne göre; Yıllık halkalara
dik olanlara Freze kaplama, Yıllık halkalara teğet olanlara Desenli kaplama,
Yıllık halkalar yönünde olanlara Karışık desenli kaplama denir. Freze ve hareli
en çok kullanılan türlerdir.Özellikle baklava desen diye tabir edilen kapak
göbeklerindeki freze desen olup çizgilerin biribirini tutması işçilik
kalitesinin bir göstergesidir. Mdf? mdf normalde ahşap malzemenin aşırı
liflendirilerek yine üre formaldehit ile birleştirilmesinden oluşur. Türkiyede
fındık kabuğu çok olduğu için maks . %8-9 oranında katılarak kullanılabiliyor.
Ama kullanılacak diye bir kural yok. Mfd sonuçta fabrika artığı talaş ve ahşap
malzemelerin liflerine ayrılmasından üretiliyor. Üç tipi düşük yoğunlukta (ldf)
, orta ve yüksek yoğunlukta (HDF) olanları vardır.Her şeyi çok detaylı
açıkladığında burda bazen tartışmalar oluyor. . E1 kalitenin, odak noktası
kullanılan bağlayıcının yani üre formaldehitin kanserojen madde olmasından
dolayı ve teknik anlamda emisyon değerlerinin 8mg dan az olanı e1, 8-13mg olan
e2 , 13 den yukarı olanda e3 dür, E1 tanımı için yanlış olmuş ama başka maddeden
kastım üre formaldehit yerine fenol formaldehit kullanılmasıdır. Yine özellik
katmak amacıyla, ayrıca sertleştirici, prafin ve biyotik malzeler katılır.Başka
maddelerle kullanılabilir. Ayrıca, e3 için üre formaldehitin normal reaksiyon
süresi 5 saat civarındadır.Ama mesela SFC firması bunu 1 saat olarak
yapabilmektedir. Nasıl yapabilmekte yine özel kattkı maddeleri ile. Renk Ve
Büyüklük ? ...Bunların dışında en çok yapılan hatalardan biri, renk ve büyüklük
kavramıdır. unutmayın bu ürünleri mağaza ışığı değil, dışardaki (güneş ışığı
)ışık altında , özeliklede kumaşlarını inceleyin, (mobilyada bir sepha veya
küçük parçasına bakın) ayrıca teşhirler hacim olarak geniş alanlardır, burda
normal duran bir takım evinizde çok battal durabilir, ürünlerin ölçüsünü tek tek
alıp evinizde kontrol edin ki sonradan pişman olmayın. Ama siz esas masif
iskeletin düzgün olmasına bakın. Arkadaşlar iyi bir masifin m3 650-800 $ dır bu
rus mallar ise 300-400 $ arasında antalmaya gerek yok herhalde. 1500 ytl yemek
odası diyor komple mdf, sunta, suntalam. İskeletlerde genelde ön kayıtlarla ayak
bağlantıları arasında açma olur, 2 li 2.5 luk yada eski 3 lülerde açan ve sarkma
olur. Şimdilerde 3 lü kalktı 2.5 luk oldu ya, iskelet köşelerini muhakak bayrak
denilen destek parçaları teklilerde bile konulmalı ayrıca 2li 2.5 luk
koltuklarda orta kayıtlar en az 2 tane ideali 3 ad. olmalı bunların ortalarında
destek ayakları olmalı, yine süngerler yumuşak değil sert olmalı densiti
leri(yoğumluk dereceleri) uygun olmalı, vs. .Masif yada doğal kaplama ürün alın,
Şunu iyi bilin ki iyi bir iskelete bir çok kez döşeme yapılır. İyi masifli bir
ürüne bir çok kez renk ve cila atılabilir, yine masif + sunta üstü veya
kontrplak üstü doğal kaplamalı bir ürün cilalanır, tamir edilir. Aldınız sunta-
suntalam ürünleri ömrü en iyi kullanımda bile 5-6 senedir.Daha ilk senesinde bir
çok yerinden sorun çıkarmaya başlar. Kulpların aks ölçüsünden ziyade kapak
üstündeki konumları ve el tutamağı açısından kavramaya müsade edecek açıklıkta
olması önemlidir.Mesela tezgah çıkması altında kalan alt modül kapaklarında
genelde büyük kulplar yatay konumda kapak profilinede bağlı rahatsız edici
olabilir. Boy dolaplarda kullanılan alt ve üst kapaklarda serbest veya aynı anda
çalışsada çift kulp kullanılması gerekir. Bunun dışında, kaplama yapılmış,
zamak, yada alaşım kuplarda kaliteli malzeme çok önemlidir, İlerde kararma
krozyon ve dökülme riski vardır.Bu nedenle kaliteli bir markanın 128 akslı
kulpları yeterli olur. Vakumlu dediğiniz genelde mdf üstüne profil açılmış,
mebran preste, ısı ve vakum aracılığı ile pvc folyo kaplanmış kapaktır.Renk
alternatifi vardır. Bir çok da kullanım kolaylığı vardır. Arka yüzde kapak
köşelerinde pvc nin ince siyah birleşim yerini görürsünüz.Bu işe ve lakeye uygun
mdf kullanılmalıdır, Her mdf den lake ve ya pvc kaplama kapak olmaz. Yaparsanız
ilerde kapak döner çarpılır.Gerçi bu sorun suntalam ve doğal ahşap malzeme
içinde geçerlidir. Mebran presli kapaklar ucuz ve kolay bir üretim olduğu için
bir dönem çok tutuldu. ahşap üstüne uygulaması yüzey dokusu yüzünden tercih
edilmez. Mutfakta mdf tercih etmek, aslında yanlıştır, Mdf daha ziyade yapısı
itibariyle ıslak zeminler için düşünülmeli ve mutfaktda sadece kapak ve aksesuar
için tercih edilebilir. Bu seçimde de lake dediğimiz cilalı uygula için söz
konusu olur. Mdf nin Türkiyede inanılmaz üretimi olduğu için pisayada oldukça
boldur. Türkiyedeki yonga levha üreticilerinin çoğunda hiç gereği olmadığı halde
ciddi mdf kapasitesi vardır. Mdf sıkıştırılmış fındık kabuğudur, sunta ağırlıklı
kavak, köknar, çam ağaçlarının parçalanıp üstlerini toz halindeki talaşın
serpilerek sıcak preste üre formaldehit ile sıkıştırılmasından oluşur, -
suntalam ise kısaca suntanın üstüne melaminize bir tabaka kaplanmısıdır. Masif,
ahşap yani tahta değiniz malzemeden modül yapılmaz, ahşap kül olmadığı sürece
yaşayan bir malzemedir ve tabiriyle çalışır, çatlar, döner bu yüzden tek başına
yekpare büyük parça olarak kullanmak doğru değildir. Fırınlanmış bile olsa
çalışma riski vardır. Mdf, suntalama göre ağır bir malzemedir ve mutfak dolabı
gibi üst seviyede ağır eşya taşıyacak modüller için gövde yapımına uygun
değildir. Ayrıca konstriksiyon açısında mutfak içinde sanıldığının aksine
sağlıklı değildir.her türlü Pvc kenat bantı uygulamalarında cumbalarında yapışma
sorunu çıkarabilir, yapışsa bile mukavemeti suntaya göre azdır. Ama işlemesi
kolay ve daha uygun alım imkanları olduğu için marangozlar bu malzemeyi çok
severler. Avrupada E1 kalite suntalam kullanılır hatta 18 mm yerine 16 mm gövde
malzemesi ile. Kapaklarda son trendde genelde masif veya doğal masif kaplama
üzerine cila uygulasıdır. natürel renkler daha tercih edilmektedir. Son dönemde
alm. ve inox kullanımıda çok yaygınlaştı.Özellikle Alm çerçeveli kapaklı
modellerin modası hiç geçmez ve göbeklerdeki 4mm veya 6 mm malzemeyi
değiştirerek bir anda tüm mutfağı farklı renkte kapakla donatmak mümkündür.Aynı
uygumalayı bazı masif çerçeveli kapaklarda da yapmak mümkün olabilir. Benim size
tavsiyem mdf gövdeli masif cilalı kapaktır, renk olarakta mutfağın ışık durumuna
göre kiraz . ceviz gibi koyu yada yıkanmış meşe , açık renkler tercih edilmeli.
Renk konusunda mutfağın ışık durumu çok önemli. Mutfağı gösteren kapak ve
kulptur bunuda unutmayalım. Ölçü aldırırken mekandaki gider, niş, kolon, kriş,
elektrik, su, gazi kalorifer tesisatı gibi detaylarada çok dikkat edin.
Marangozlar Türkiyedeki piyasanın %75 ini ellerinde tutuyor, gerisi markalı
mutfaklardan oluşuyor. Mobilya almak kuşkusuz iyi seçim yapmayı gerektirir. İyi
seçim yapmak da, elbette bilgili olmayı. Hiç kimse, evine alacağı bir şey için
uzun bir meslek tecrübesi edinerek bilgi sahibi olmayı beklemez. Mobilya almak
için mobilyadan anlayan birileri yanınızda olursa çok iyi olur. Ama mobilya
alırken sizi yönlendirecek kimse yoksa, o zaman satıcıları gezerek hem bilgi
sahibi olmaya hem de mobilya çeşitlerini görmeye başlamalısınız. Bunun için en
iyi yol, kendi bilginizi kendiniz bulmanızdır. İnterntette arama yaparak doğru
sorular sormayı, doğru cevapları yakalamayı öğrenebilirsiniz. İnternet, size
istediğiniz tüm bilgi ve tecrübeleri sunar. Ama durun bir dakika, ya internette
derin araştırmalar yapmayı bilmiyor ya da buna zaman ayıramıyorsanız ? O zaman
tek yapılacak şey vardır, Google'a sormak... İlk yazacağınız şey şu olur :
"Mobilya alırken nelere dikkat edilir?" Bu da sizi en doğru noktaya ulaştırır.
www.istanbulkoltuktamiri.com
İletişim Tel : 0535 725 86 00
|
|
|
|
|
|

|
| Gelin İstanbul koltuk tamirine size en uygun kumaşlar ile koltuk veya köşe koltuk veya kanepenizin yüzünü değiştirelim ,mobilyalarınızın tamirini beraber yapalım, evinize en uygun mobilyayı beraber seçelim birbirine uyumlu onlarca renk, desen ve tasarıma sahip mobilyalar arasından zevkinize en uygun kombinasyonu yaratın. Optiroom çözümler,istanbul koltuk tamiri'nde sizi bekliyor |
|
MOBİLYA NEDİR
|
|
|
 |
Dost Linglerimiz |
 |
|